Otizmli Çocuklar Mı Bizi Kendi Dünyalarına Çekiyorlar? Biz mi?

Bizim çocuklar o kadar doğallar ki her vakit içlerinden geldiği gibi davranırlar.Bazen yer ve zaman mevhumları olmayabiliyor.

Onlarla yaşamaktan mıdır bilinmez; zaman zaman kendimi otizmli oğlum gibi davranırken yakalıyorum. Bilmiyorum diğer otizmli anneleri de benim hissettiklerimi hissediyor ya da farkediyorlar mı?

Bu durum sosyal hayatta ki duruşumu, oturup kalkışımı, çevremde olan bitene olan ilgimi ,tepkimi ve şu anda aklıma gelmeyen pek çok tavrımı etkiliyor. 
 
Çocuğuma ve kendime sabretmeyi öğretirken lüzumsuz kuyruklarda zaman harcamaya tahammülüm kalmamış mesela,onu farkediyorum.

Ya da eşi dostu ağırlarken eski ben olmadığımı yakalıyorum kimi zaman. Bazı ayrıntılar ya da aşırı nezaket gösterileri , ihtimamlar da bulunamıyorum. Hatta bazen öyle bir an oluyor ki kendimden utanıyorum. 
Misafirimin çayı bitmiş mesela, sanki kendi kalkıp almalıymış gibi rahat olabiliyorum.
Ya da kafam oğlumun duygu ve istekleri ile o kadar meşgulki etrafımı algılayamıyor,görmez gözlerle bakıyor,duymaz kulaklarla dinliyorum.Kendimi konuşulan konunun çok dışında gezinirken buluyorum. Hani sınıfda ders dinlerken bazen başka aleme kayar ya insan, işte öyle bir şey…
 
Yeri geliyor sevdiğim ve özlediğim arkadaşlarla bir araya geliyoruz. Aslında birikmiş ,sohbeti yapılacak çok konumuz var.Herkes kendi yaşam gailesinde sorunlarından bahsediyor  haklı olarak….. Ama çoğunlukla bu dertler  bana o kadar basit ve çözümü kolay geliyor ki kendimi onlardan uzaklaşmış ya da onlara yabancılaşmış hissediyorum.
Hani diyoruz ya ‘eski çevremi kaybettim,birer birer beni terkettiler’. Genelde onları yeriyoruz.
Ama belki de biraz da bizden kaynaklanıyor.Eskisi gibi eğlenceli değiliz.Kimbilir…

Bazen de kendimi en olmadık bir anda o kadar rahat bir pozisyonda oturur buluyorum ki kendimden utanıyorum. Özel çocuk anneleri bilirler; bizim evlatlarımızın kaykılıp bir rahat oturuşları vardır ki sormayın gitsin.
Kendi kendime soruyorum zaman zaman’ ben onu hayata dahil edip sosyalleştireceğim derken o mu beni kendi dünyasına çekiyor?
‘ Belki de birbirimizi karşılıklı yoğurup ortaya farklı bir davranış modeli çıkarıyoruz. Ne dersiniz?

Bu yeni halim mi daha iyi, eski ben mi bilemiyorum. An geliyor bu halimle çevrem beni bile yadırgarken, yavrularımızın kabullenilmesini beklemek çok şey mi beklemek oluyor ?
Gerçi ben bu yeni beni seviyorum sanki …En azından doğalım….
Ya da eskisi gibi aman oğlumun davranış bozuklukları insanların garip bakışlarına neden olmasın, aman ona/buna dokunmasın, birilerini ellemesin, aman gülmesin, aman ha orayı burayı karıştırmasın,gidip birine sarılmasınlar kalmadı ben de artık.
Hoş artık oğlumda da kalmadı ama yine de içinde o potansiyel var. Ne zaman ortaya çıkacağı da hiç belli olmaz . İçimizdeki uyuyan canavar her an hortlayabilir…

Hiç unutmam bir keresinde Armada da geziyoruz oğluşla. (Ankaralılar bu AVM yi bilirler) Birden elimi bırakıp koşarak kafelerden birinde oturan 30 yaşlarında, dazlak bir bey efendinin kafasını yakalamış, tepesinden öpüyor. Aman Allahım! dondum kaldım. 
Dedimse de inanmayın siz. Bedenim dondu. Ama beynim son hız çalışıyor ve saniyede bir yığın senaryo yazmaya devam ediyor. 
Önceki yazılarımdan bilirsiniz; su şişesine koşan 4 yaşındaki bebişim saldırganlıkla itham edilmişti. Genç kadına her ne yapacakdıysa artık bileyeceğim….
Bu sefer durum daha da vahim, bedensel taciz söz konusu. Adam kelliği konusunda belki hassas, belki çocuk sevmez, belki yanındaki insanlarla ciddi bir iş görüşmesinde. Ne tepki vereceği belirsiz. 
Ama ne görüyorum, gözlerime inanamadım ! Adam çok mutlu oldu, üstelik de gülüyor. Ohhhhhh demişim.. 
Gerçi sonradan  özürler diledik o ayrı.Ama 
insan bir adama çatmak ne büyük bir mutkulukmuş tarifi mümkün değil…

Gerçi bizimki 1’75 boylarındaki haliyle böyle bir şey yapsaydı alacağımız tepki muhtemelen böyle olmazdı. 
Ama Allah’tan artık böyle şeyler yapmıyor.Yine de tetikte olmam lazım biliyorum. Ama diyorum ya artık ben de biraz ona benzedim. Pek bir umursamaz oldum.
 
Özellikle yurt dışındaysam daha da rahatım. Bizdeki kadar gözleri ile yemiyor insanlar. Oğlum rahat, ben rahat ohhhh değmeyin keyfimize….
Başlamışken bir komik anımızı daha yazmadan geçemeyeceğim. Bu sefer ki olayımız Amerika’da yaşanmıştı. Amerika’ya gidenleriniz bilirler ciddi sezon indirimleri olur. Biz de yararlanalım dedik. Eksik mi kalacağız yani?
AVM nin birinde birşeyler bakınıyoruz. Bizim yavru kuş o zamanlar 7-8 yaşlarında felan. Yanımızdan geçen enine, boyuna, sütyen ölçüsü 100 ün üzerindeki genç bir hanımın göğüslerini mıncıklamasın mı? Laf aramızda dolgun hanımlara oldu bitti bayılmıştır…
Ben işte bittiğim an bu andır dedim. Kem ..küm… ne diyeceğimi gevelerken hatun kahkaha atıp bizim oğlanın başını okşamasın mı?…Vallahi dünyalar benim oldu.
Hayır, her durumda sigortadan para koparma peşinde olan millet bunlar belli mi olur ne yapacakları. Yüklü bir tazminat felan bile isteyebilirdi. Beni toplum önünde rencide etti diyerekten.
Aynı şeyin ülkemizde olduğunu düşünemiyorum bile. Büyük olasılıkla ne sapıklığımız kalırdı ne de deliliğimiz.Gerçi bizim de millet olarak çok güzel hasletlerimiz var. Ama farklılığa tahammülümüz sanki biraz az. Ya da bana çoğunlukla anlayışsız kişiler denk geldi. Bilemiyorum….
 
Altı yaşındayken İstanbulun mutena semtlerinden birinde, kaldırımda ele ele yürüyoruz. Anneannesine benzeyen bir hanımla yan yana geçerken birden hanımın eline şöylesine bir dokundu.Belki de benzetti kimbilir… Sırf eline dokunduğu için korkunç ters nazarlara maruz kalmış,gözlerinden okunan hakaretleri sineye çekmiştik.Oysa otizmliler bazen bizden farklı görebiliyorlar,kişinin bedeninde sadece belli bir noktaya odaklanabiliyor ve insanları karıştırabiliyorlar.Bu utanılacak bir durum değil,sadece bir farklılık…
Bizde anı çok. Aklıma geldikçe oğlumdan inciler diye bir köşe yapsam hiç fena olmayacak.
Beniokuyan otizm anneleri ne düşünüyorlar gerçekten çok merak ediyorum. Çocuklarınızı biz normal varsayılan bireylere benzetmeye çalışırken siz de kendinizi onlara benzemiş olarak bulmuyor musunuz?
Ne dersiniz?
Yorumlarınızı bekliyorum .
Lütfen sadece okuyup geçmeyin siz de katılımcı olun.
Oğlumla beraber hepinize kucak dolusu sevgiler…
Serpilgül vural
NOT: Bir dahaki yazım Otizm babaları üzerine.İlgilenenleri bloğumuza bekleriz.

27 Comments

  1. Selam
    Zevkle gülücüklerle bazanda gecenin bu saatinde kahkahlarla okudum yazınızı..her zamanki gerçekten güzel ve yine herzamanki gibi unutulmayacak tatlar bıraktı hislerimde yazınız ….
    Anılar kısmı gerçekten gecenin bu saatinde dinlendirdi beni ..günün yorgunluğundan sıyrılmamı sağlayan gönül tebessümlerini gönülden yaşatı bana.Teşekür ederim.
    girişteki otizimli annesi olarak lüzumsuz kuyruklara dayanamamak ..eskisi gibi ihtimam ve iltifatlardan uzak otizimli gibi davranış geliştirmekten bahsediyorsunuz.Bizim Aile bireylerimizde otizimli yok ama tanımlarınız sadece ebim değil eşimin de hatta aile yapımız olarak hepimizin davranışını tanımlıyor.. bence doğallaşmak doğal olmayı görmek veya olgunlaşmak..kimbilir belkide yaşın gereği ayni kuşağın çocuklarıyız Serpil hanım dolaysıyla davranışlarınızın otizmin etkisinden olduğunu düşünmeyin tanımlarınızla bizi anlatmışınız sanki..yada yanlış anlaşılmak istemem ama yaşın gereği içinde bulunduğumuz olgunluk yüzümüzdeki özel görünmek arzusunun maskesini dilimizdeki daha kibar kabuledilebilme gayretinin kıvırganlığını kaldırmış DAĞAL İnsan olmuşuz..sizi otistik olan oğluşunuz bu hale getirmiş ya bizi ..Doğal olmakta fayda var..iyi ki doğal olmuşunuz 🙂
    Hebil AKAN

  2. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

  3. Merhaba ben de bir otizmli ablasıyım ve yazdıklarınızı okurken sanki kendi hayatımızdan bir parça okuyor gibi hissettim doğrusu 🙂 Sizin yaramazın beyefendiye yaptığı şeyi bizimki otobüslerde yapıyordu eskiden önümüzde oturanların saçlarını kokluyordu millet de rahatsız oluyordu haliyle işitmediğimiz laf kalmıyordu. Aslında sizin de bildiğiniz gibi kötü bir niyeti yoktu, sadece bizim Erenimizin koku duyusu fazla gelişmiş ve insanları öz kokularıyla tanıyor, ilk kez gördüğü bir insanı mutlaka kokluyor ve bir daha gördüğünde asla unutmuyor 🙂 Yanından geçenin eline dokunma olayı da başımıza geldi 🙂 Yanımızdan geçen birinin elinde poşet vardı ona dokundu ve ne hırsızlığımız kaldı ne de sapıklığımız 🙂 Gülerek yazıyoruz şimdi bunları ama o zamanlar bize çok zor geliyordu, artık o hareketleri eskisi kadar olmasa da geliyor bazen başımıza ona da nazar boncuğu diyoruz, yeter ki o iyi olsun 🙂 “Siz de kendinizi ona benzemiş buluyor musunuz” cümlesini okuyunca bunu kendi isteğimizle yaptığımızı farkettim. Kendi isteğimizle bütün hayatımızı ona göre şekillendiriyoruz mesela Eren değişiklikten hoşlanmaz evin içinde en ufak bir eşyanın yeri değişse tepki gösterir. Biz de bu tepkileri azaltmak için evdeki değişiklikleri en az dereceye indirdik. Diğer bir örnek de benden kaynaklanıyor. Kardeşimin hastalığını öğrendiğimden beri hep onun için bir şeyler yapma isteği vardı içimde, öyle ki bu meslek seçimimde bile etkili oldu. Şuan bir öğrenciyim ve Özel Eğitimci olma konusunda emin adımlarla ilerliyorum 🙂 Yani biz farkında olmadığımızı zannetsek de aslında kendi isteğimizle ona benziyoruz, hayatımızı, geleceğimizi ona göre planlıyoruz. Biz bu durumdan şikayetçi değiliz, onun sayesinde küçük şeylerden mutlu olmayı, insanlara daha hoşgörülü olmayı, etrafımızdaki insanların sorunlarına daha farklı gözle bakmayı öğrendik, bizim Erenimiz bize çok şey öğretti 🙂
    Biraz fazla bir yazdım sanırım ama yazınızı okuyunca içimden ne geçiyorsa hepsini yazdım size bir otizmli ablası olarak 🙂 Sizi çok iyi anlıyorum, anlıyoruz. Tamamen iyileşme şansları yok biliyoruz artık ama meleğinizin şimdi olduğundan daha iyi bir duruma gelmesi dileğiyle.. 🙂

  4. 😀 o kadar güldüm ki anlatamam ama bizde o kadar umursamaz olmuşuz ki yazında takıldığımız nokta annemle amerikaya sezon indirimine gitmem oldu ben çılgın kardeşim ve annem de mi gitsek acaba 🙂 bizden de komik an hikayesi olsun

    bi gün zaradayız adam kabinin önünde oturmuş kız arkadaşının çıkmasını bekliyor kardeşim 17 yaşında otizmli çok çok güzel bir kız hiç bir kelime bile konuşmuyor daha sesini duymadık tabi çığlıkları ve enteresan ses efekleri hariç 🙂 sen git oturan adamın kucağına otur tam o sıradada kız kabinden çık bunları böyle gör adam şoka girdi kız şokta bizimkisi ise gayet rahat kağıdını elinde sallamaya devam ediyor hemen kaldırdım kardeşimi ama aslında ben de şoktayım bunlar saniyeler içinde oluyor aramızda bir şok çemberi kurduk adam kıza vallahi birden oturdu diyor bizde hemen durumu anlattık kızın rengi normale döndü kardeşimi sevdi ama onu çok iyi anladım gülüştük ve ordan hemen fıydıkkkk 🙂 daha neler neler öpüyorummmm.

  5. Ne güzel yazmışsın Elif Nur'cum. Burası bizim köşemiz dilediğin kadar uzun yazabilir,paylaşımda bulunabilirsin.
    Her zaman beklerim.
    Öğrencilerin ne kadar da şanslı olacaklar.Onları şimdiden kıskandım.Pratiğini çoktan yapmış teorisini tamamlıyorsun.Ereniniz de seni de sevgiyle kucaklarım.
    Hepimizin melekleri hep daha iyiyye doğru yol alsın inşallah.

  6. Anınız beni ve ailemi kahkahalarla güldürdü Sinemcim. Sizin anınız bizim anımızı dövermiş doğrusu.İşin içine kıskançlık girince durum daha da vahim bir hal alıyor.Hahahaha
    Güzel kardeşini de seni de sevgiyle öpüyorum.

  7. Doğanın çocukları demişti bir öğretmenimiz. Acaba hiç mi bize benzetmeye uğraşmasak?Onlar böyle belki daha mutlular.
    AMA biz de onlara benzesek mesele kalmazdı da.Farklı 2 dünya biraz zor anlaşıyor,paylaşıyor…
    Sizleri güldürürken düşündürmek hoşuma gidiyor. Yüreklendirici yorumlarınız için teşekkürler…

  8. Otizmli kardeşleri olan çocukların otizmi nasıl tanımladığına dair Berrin ERGÜÇ tarafından yazılan Kırmızı Buğday adlı bir kitap okumuştum. Diğer yandan burda okuduklarım konuya farklı bir bakış açısı ile bakmamı da sağladı. Blog yoluyla bunları yazılı hale getirdiğiniz için çok teşekkürler

  9. Beni de uzun süredir düşündürüyor (otizmli çocukların kardeşleri konusu )Hatta bu konuda yazmayı da düşündüm. Fakat bahsettiğiniz kitabı okumamıştım.En kısa sürede okumaya çalışacağım.Ben size çok teşekkür ederim.Sanırım kitabı da okuduktan sonra birşeyler karalasam daha iyi olacak. Tek bir gözün penceresinden bakmamış olurum.Onlar için çok üzülüyorum.Dünyaya görevli geliyorlar.Kimisi içine dalıyor kimisi kaçmayı seçiyor. Çelişkili bir dünya. Bizim 30 undan sonra yüzleştiğimiz zorluklarla onlar çocukluktan yaşlılığa yaşıyorlar.:(
    Sevgiler…

  10. canım kardeşim benim herşeyim bunu yazarken burnum sızlıyor acıdan mı sevgiden mi inanın bende bilmiyor tek bildiğim onun sessiz dünyasını en içten en derin duygularımla paylaşıyorum kendime mi üzüleyim anneme mi babama mı yoksa bu durumu birebir yaşayan kardeşim ırmağıma mı? hepimize üzülmeliyim ırmakla birlikte kendim için yaşamayı bıraktım gerçi buna belki de hiç başlamamışta olabilirim çünkü ırmak olunca ben 11 yaşındaydım ve doğduğu günden beri hep ağlayan uyumayan bir çocuk oldu tanısı da 1.5 yaşında konuldu o gün bugün eğitim alıyor ama hiç ilerlemedi çok ağır otizmli neyse üzüntülü şeyler yazmak istemiyorum bu yazımı otizmli kardeşi olanlara ithaf ediyorum

    Lütfen kardeşinizden utanmayın lütfen ona kızmayın lütfen onu çok sevin ama gerçekten sevin gösterin uzaktan değil yakından sevin annenizi babanızı suçlamayın onlara yardım edin kaçmayı seçmeyin düşünün siz kardeşisiniz onların ise evladı emin onun sizden acıları katkat fazladır sürekli isyan etmeyi bırakıp işe koyulun nasıl davranırsam annemin yükü hafifler mantığıyla davranın çoğu insan konuşur vah vah zavallı kardeşine bakmaktan kendine vakit ayıramıyor der hayır oyle değil ne var sen baksan annen kendine vakit ayırsa sonra da o baksa sen rahat etsen ayrıca annelerimizin gezmeye kafasını dağıtmaya ihtiyacı var onlarla vakit geçirin gezmeye gidin alışverişe gidin kardeşim orda çığlık atar birinin üstüne atlar bilmem kimin ayakkabısını çıkartır gibi gibi takıntıları devreye girer en iyisi ev de otursun biyere çıkmasın düşüncesinde olmayın kardeşlerimizin annelerimizin sosyalleşmeye ihtiyaçları var çoğu özel insanların ailesi kendini geri çeker yanlız kalır onların yanında olun ailenize baskı yapmayın sustur şunu diyip odaya kapanmayın arkadaşlarım gelecek ortaya çıkarma şunu demeyin bu yükü bu ağırlığı tek kişiye yüklersen çöker bunu hafifletmenin tek yolu bir başka kişinin yada kişilerin ağırlığa el vermesidir hep birlikte yüklenmesidir lütfen bu mantıkta hareket edin yani şunu demeyin bana ne ben mi doğurdum, nasıl doğurduysan oyle bak, ben ne yapabilirim allahtan gelme gibi korkunç cümleleri hayatınızdan çıkartın lütfen hayatınızın bittiğini düşünmeyin artık mutlu olamayacağınızı düşünmeyin arkadaşlarınızın ve sevdiğiniz insanın yanınızda kalmayacağını sizi bi gün bu durumdan dolayı terk edeceklerini düşünmeyin eğer öyle ise hemen hayatınızdan defolup gitsinler

    Herkes bilsin istedim onları nasıl sevdiğimi
    canım annem
    Neler gördü gözleri neler duydu. Ama biz hayata küsmedik onunla barışık kaldık. Gönlümüz hem ferah hem acılı, biz bir yerden tutunduk Birbirimize tutunduk. Biz bize yettik yanımızda olan oldu olmayan zaten hala yok . Çünkü biz herkese göre bu hayatta hep 1-0 mağlup devam edicez çünkü biz çok dertli olup dertsizmiş gibi dışarıya gülen bir aile olduk herkese tavsiyem siz de böyle olun ve hayat sizi değil siz hayatı düşürün 🙂

  11. Ahhh Sinemcim, beni ağlattın.Ne diyeceğimi bilemiyorum.Duygularını o kadar yakından tanıyorum ki sanki aynı evde yaşıyormuş gibi biz bizi biliyoruz.Yaşamadan anlamak zor oluyor,eksik kalıyor.
    Annen de kardeşin de senin gibi bir evlat,abla sahibi oldukları için çok şanslılar.
    Sevgiler sana ve ailene…

  12. Oğlumun da dekolteye,saçsız kişilere ilgisi fazla.Biz şimdilik yaş durumundan kurtarıyoruz.Herkes kendisi sevmek istiyor oğlumu.Ama sürekli uyarıp dikkatini başka yönlere çekip durumu kurtarmaya çalışıyoruz.
    Kardeş konusu da çok hassas.Benim oğlumun ikizi kız ve kızlara has o anaçlık duygusu 4,5 yaşında olmalarına rağmen had safhada.Kızım oğlumu bebeğim diye seviyor hatta onun hala bebek olup olmadığını soruyor bana”Neden böyle düşündün” dediğimde “Konuşmuyor ya bağırıyor” diyor.Bu onun içinde zor bir süreç.Umarım büyüdüğünde durumu daha iyi anlar ve kardeşine destek olur.İkiz olmalarından dolayı kıskançlık kardeş kıskançlığınında önüne geçmiş durumda malesef.”Ona hiç kızmıyorsunuz”cümlesi beni kendime getirmiş ve artık oğlumunda kurallara daha fazla uymasına çalıştığımızı hatırlarım.
    sevgiyle…

  13. Kardeşlerin işi cidden zor. Çok sorumluluk yüklemek haksızlık , tamamen dışarıda bırakmak her ikisine de haksızlık. Ben hep yaşları yakın olsa çok iyi olurdu diye düşünmüştüm. Birbirlerini oyalar, otizmli olan diğerinden çok şey öğrenir vs… Ama pratikte durum çok farklı olabiliyor. Umarım büyüdükçe sorunlar azalır hatta tümden silinir. Sorun olmazsa bir sorum var size. İkizleriniz tüp bebek mi? Bu konuda bazı teorilerim var da nacizane… Boş teori olduğunu da düşünmüyorum.

  14. Haklısınız öğrenme konusunda model oluyor.Diş fırçalama,giyinme,soyunma,parkta diğer çocuklardan köşe bucak kaçan oğlum ikizinden kaçamadığı için hep bir arkadaşı var,bu açıdan çok şanslıyız.Sorun tarafı daha çok psikolojik oğlum herşey elinden alınmaya çalışıldığı için sıkıntı yaşıyor.Kızım da benimle oynamıyor derdinde..Kızımı geçen sene kreşe vermiştim.Ben oğluma daha çok eğilmiştim.Bu sene ikisi de evde ve daha bir kaynaştılar.Oğlumun çocuklara olan tahammülü kardeşi sayesinde arttı.Bu arada ikizler tüp bebek değil.Benim aile tarafımda ikiz var.Ama ben illa genetik olmadığını yaşı ilerlemiş (ki ben 35,eşim 41 di.)anne ve babaların da çoğul gebelik ihtimalini kuvvetlendirdiğini okumuştum sağlam kaynaklardan…sevgiyle…

  15. Benim teorim bilimsel değil zaten. Sadece annece bir merak.. Bu arada kardeşi ile oynama durumu çok güzel. Beceremese bile çok şey öğreniyordur. Bunu zamanla anlarsınız.Ama ikisini birden idare etmek de çok çok zor. Haklısınız.

  16. Acaba yazsam mı yazmasammı diye tereddütte kaldım hala da öyleyim yazıp silerim diye düşünüyorum ..bende otizmli Ferhatın ablasıyım gerçekten hayatımız onlar olmuş onlar olsun istiyoruz onun dünyası nasıldır aslında gerçek bi keşmekeş nasıl olur bilmeyi hissetmeyi çok istiyorum canım kardeşim o kadar değişik ki bazen farklı olduğunun farkında ama farkın ne olduğunu anlayamadığı için o kadar sinirli çıkışlar yapıyoki bi anda alt üst oluyo dengesi onunla beraber bizde ..kafasındaki şu takıntılar olmasa mesela vücudundaki bir yarayla oynamasan be yavrum keşke kanadıkça hoşuna mı gidiyo acı diye bişey hissetmiyomusun hiç anlayamamışımdır ..o konudan o konuya geçme havasındayım sanki 🙂 ne neyi nerden tutupta başlayacağımı hiç bilmiyorum kardeşimin yetersizliğinden dolayı hep bi yanım eksik kırgın küskün aslında kendime küskünüm kendime kızıyorum neden elimden birşey gelmiyo benim sadece üzülüyorum neler yapabilirim onun için tam işe koyuluyorum örneğin bi gün kardeşimin okuluna ziyarete gittim amacım okulda öğretmeninin dersi işleyiş metodu onlara karşı hassasiyetli durumu falan da filan emekli hocamız ne versin ki bu çocuklara bir arpa boyu yol edemedi 4 yıldır gidiyo ama yok sıfırda sıfır ona sorduğumda hocam neler yapıyosunuz derslerde işte benimkisi belki bişey iyi bir şey sylerderde birlikte çalışabiliriz ama kendini övmek adamın derdi” biz neler neler öğretiyoruz neler neler” bu sözleri onun nasıl cahil cesuru sözler ettiğini kanıtlamazmı ya bana neleri anlat bırak ben öveyim seni yaptığınla ne yapıyosan artık .çok kızgınım o kadar kırgınım ki öğretmen varda biz mi gitmiyoruz yardım istemeye iş birliği yapmaya ..özel ilgim rehabilitasyon merkezi arada oraya gidiyorum daha doğrusu kardeşimin yeni öğretmeniyle faydalı bişeyler yapabiliriz diye gidiyordum ama o da boş hocamızın bana sözlerini hiç unutmam o müthiş benzetmelerini (bir ayna düşünün o aynanın o kadar görünmez bir yerinde küçücük bir çatlak varki biz onun peşindeyiz onu arıyoruz ben onu bulucam ve ordan giricem Ferhatın dünyasına)..hani nerde halan aynı o büyüyo büyüdükçe iyiye mi gidiyo iyi bir gelişme de nasıl olursa artık yok yani sonuç yokk .hani hocam sizde ”neler”peşindeydiniz süslü laflar hani sonuca gelemedik aynanın çatlağı neredeymiş . acele ediyorum belki ama etmeliyim onun hızla gelişen vücudunu gördükçe durum daha bi ürkütücü oluyo Annem desen ne yapacağını bilmez bilemezki kadıncağız etrafta sana bi yol gösteren elinden tutan yok yükünü hafifleten yok herkez onun neşeli espirili yanını görmüştür bilmez kimse yüreğindeki acıları Annem sen cennetliksin biliyorum ..neyse o kadar üzüntülüyüm ki bir şeyler yapmak faydalı olabilmek istiyorum hayallerim var nasıl gerçekleştirebilirsem artık elimden tutucak bir büyük var mıdır ki ..kardeşimin kritik dönemlerini yitirmesine üzülüyorum yaşının ve bedeninin verdiği olgunluğun yapması öğrenmesi gereken dönemlerde bomboş geçmesi o büyüyo ve belki fark edemiyoruz ama daha kötü olucak hiç bişey bilmiyorum hiçç. duygularım ben herşey o kadar karmakarışık ki .beklemelimiyiz gelişmeleri sabırla hani bir umut çatının ucundan yere damla düşer düşer düşerde o betonu seneler sonrada olsa aşındırır elbet betondur ya delinir sonunda …umutvar olmak genede umarız birileri bizler için çabalıyodur bu yavrularımızın olgunluk çağları için birşeyler planlıyordur çünkü bu işte başkasına ihtiyacımız var biz yapamıyoruz belimiz bükük başkalarına mecburuz tek kaynak öğretmenleri onların ağzından çıkıcak umut dolu sözlere mecburuz …sizlerle yorumlarda konuşuyor olabilmek güzel biz konuşabiliyoruz siz anlatabiliyosunuz dertlerinizi ya ifade edemeyenler ifade edebilecek ortamı olmayanlar kendilerine hayatlarına küsüyolar sosyal medyadan olandan bitenden olabilecek güzelliklerden habersizler ancak biri gelirde bu çocuklara şu eğitim sağlanacakmış şöyle olacakmış diye gözünün içine bakar anlatırsa öğrenir öğrenir garibimin içi rahatlar yüreğindeki acı bilinmezlikler umutsuzluklara bi nebze de olsa su serper ..aslında daha çok onlar için üzülüyorum ama sadece üzülebiliyorum ..birşeyler yapmak somut birşeyler ya yapmak istiyorum ama bilgisizim yetersizim ne yapabilirim ne yapılabilir düşünüyorum düşünüyorum … ve sizler iyiki varsınız .

    • Sarecim duyguların da kafanda karışık.. Ama karışmakta o kadar haklısın ki… Bilinmezler içindeyiz. İyi bir eğitmen bulmak şans,ondan bir şeyler öğrenmek ve uygulamak şans ve gayret.. Herşey tamam olsa bie kardeşinin istemesi,sürece katılması,katılmak istemesi de bazen şans ya da başka şeyler gerektiriyor…. Çok bilinmeyenli bir denklemi çözmek zor. Asslında devletin hem otizmlinin hem de ailesinin elinden tutması garak. Tuttu diyelim donanımlı olması,iyi eğitimciler yetiştirmesi hatta bazen de açık görüşlü doktorlar yetiştirmesi onlara fırsat vermesi de gerek… Gereken çok… Yıllardır ilerleme kaydedmiyorsanız biyolojik yönden de araştırın derim naçizane.. Cerrahpaşa Çocuk Metabolizma bölümünde Dr. Ahmet Aydın’a danışın belki sadece eğitimle çözülemeyecek bir sorunu vardır. Bu duruma sadece psikolojik ve eğitsel yönden yaklaşılmasını ben eksik buluyorum.Çok sevgiler canım.. Umarım herşey kısa sürede yoluna girer…

      • kardeşimin durumu o kadarda kötü değil aslında ben çok daha iyi olabileceğini bildiğim için yetersiz öğretmenlerine başından savarcasına işini yapan doktorlara yakınıyorum belkide benimkisi bi tür kardeş sendromudur rahatlamak istiyorum duygu ve düşüncelerimi içime atmaktan yoruldum annem gibi. Duygu ve düşünce karmaşası yaşıyorum kendi dünyama dönerek, kendi başınalığı yaşıyorum sorumlulukların çok kısmı aslında farkında olmadan büyük kardeşten yana bana düşüyo … çok teşekkür ederim ayrıca cevapladığınız ve bizi beni önemsediğiniz için . demeye çalıştıklarımı anlatmaya çabaladıklarımı kendimce , karmakarışıklıklarımı anladığınızı biliyorum bi nebze olsun her zaman su serpiyosunuz .isminiz gibi bereketlisiniz sizi çok seviyorum

        • Kardeşinin kötü olmadığına çok sevindim Sarecim. Evet yazmak insanı rahatlatıyor.Bunu daha çok denemelisin. Otizm öyle bir girdap ki ailenin tüm fertlerini içine çekiyor… Hepimiz karışıyoruz… Ben de zaman zaman o girdapta çabaladığımı hissediyorum. Acılar,yaşanmışlıklar insanı büyütüyor,zenginleştiriyor olsa da bu deneyimi yaşamayı hiçbirimiz istemezdik bundan eminim….. (kimse itiraf etmiyor o ayrı..)
          Benim için yazdığın çok değerli satırlar için de ayrıca çok çok teşekkür ediyorum. Sevgiler…

  17. Oğlum atipik otizm aynı şeyleri ben de hissediyorum. Bazen bu çocuk bana çok benziyordu da ben özelliklerimi yeni mi farkettim diyordum bazen de Ali gibi konuşmaya başladım derim. Ben de Onun gibi haddinden fazla oturan misafirden, sıra beklemekten ve rol yapan insanlardan sıkılıyorum. Rabbim meleklerimizin ve bizim yardımcımız olsun.

    • Yalnız değilim bunu bilmek güzel diyeceğim ama bu kez de bencilce olacak. Sevgilerimi yolluyorum sana ve oğluna Semanurcum.

  18. Çok güzel yerlere değinmişsiniz Serpilgül Hanımcığım,okudukça kendimi ve Arda’mı gördüm,kimi güldüm,kimi ağladım…Evet,gittikçe ben Arda oluyorum,Arda değişmiyor,ben değişiyorum.Biz bu yolda pek de şanslı sayılmayız,öyle uzun yol kat etmedik.Bizim de,o zaman çok üzüldüğüm ama,şimdi gülüp geçtiğim anılarımız oldu…Aydın’ın en işlek caddelerinden Bulvar’da,bir mağaza,mevsim sonu indirimli terlikleri,kaldırıma yığmış,kapış kapış satılır vaziyette iken ,Arda ile ben rast geldik.Genç bir kız eğilmiş,hararetle terlik seçiyorken,poposu havada bir vaziyette,Arda,tam geçerken elini iki popo arasına sokması ile kızcağız hışımla döndü,tokatı havada,tam Arda’ya indirecekti,bu arada,ne yapıyorsun sen sapık mısın diye bağırırken,ben elini havada yakalayıp,durumu izah ettim,artık ne biçim baktıysam,kızcağız tek kelime edemedi,biz hemen vınladık,o zamanlar çok iri değildi,Arda şimdi böyle bir şey yaparsa eğer,yandığımızın resmidir,ikimiz de dayak yiyebiliriz,derdimizi anlatanadek…Umarım insanlar daha anlayışlı olurlar.Elinize,yüreğinize sağlık,sevgilerimle.

    • Ah Zehra hanımcım dediğiniz gibi çocuklarımız küçükken izah etmek kolay ve insanlar daha anlayışlı olabiliyor. Büyüdükçe kimi şeyler kolaylaşırken kimileri de zorlaşıyor. Dileğim gerçek mana da çare bulunsun. Hiç olmazsa kendi başlarının çaresine bakabilecek, toplum normlarına uyabilecek kadar …
      Arda ve size kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum…

  19. SERPİL !
    NE DESEM NEREDEN BAŞLASAM, İLK DEFA BAKIYORUM SİTEYE, İLK DEFA OKUYORUM YAZILARINI….. TÜM KRONİK HASTALARIN (HASTALIKLARI NE OLURSA OLSUN), YAŞADIĞI ŞEYLER BENZİYOR BİRBİRİNE. ANILARIMA GÖTÜRDÜN BENİ. DİYALİZ HASTALIĞIM DÖNEMİMDE 40 KİLOYA DÜŞMÜŞTÜM GÖRÜNTÜMDE ONA PARALEL KİRLİ SARI KÖŞELİ BİR SURAT, ALTLARI BOMBELİ GÖZLR…… SEVK YAPTIRDIĞIM HASTANEDE MEMUR HORLAR, KÜÇÜMSER İŞLERİMİ ZORLAŞTIRIR. TAŞINDIĞIM APARTMANDA APARTMAN GÖREVLİSİ UMURSAMAZ HATTA BENİMLE KONUŞURKEN YÜZÜNE ALAYCI BİR İFADE TAKINIR, ÇOCUĞUN OKULUNA GİDERİM ÖĞRETMEN AYNI TAVIRLARDA……. YANİ HASTALIKLA CEBELLEŞMEK, SAĞLIK HİZMETİNE ULAŞMAK İÇİN DEBELENMEK YETMEZ BİRDE BUNLARI YAŞARSIN. ARTIK HİÇ SESİMİ YÜKSELTMEDEN DAHA TAVIRLARI HİSSETTİĞİM ANDA HAKARET ETMEYE, AŞAĞILAMAYA BAŞLAMIŞTIM ANCAK BÖYLE BAŞA ÇIKA BİLİYORDUM İNSANLARLA.
    BİRDE HEP KENDİMDE EKSİK HİSSETTİĞİM HALADA NEDEN YAPMIYORUM DİYE KENDİMLE CEBELLEŞTİĞİM KONUDUR BU YAZMA MESELESİ YAŞADIĞIM DUYGULARI KORKULARIMI GİDERSEM EN ÇOK MERAK EDECEĞİM ŞEYLERİ(MESELA O ZAMAN EN ÇOK OĞULCANI MERAK EDERDİM YOKLUĞUMDA NE YAPACAK GENÇLİĞİNDE NASIL BİR GÖRÜNÜMÜ OLACAK….V.S V.S ) YAZMAK İSTERDİM OLMADI. SEN BUNU BAŞARMIŞSIN EN ÇOKTA BUNA SEVİNDİM….14.11.2013 SAAT 00:14..BİR FIRTINA TUTTU BENİ YANİ OKUYUNCA YAZILARINI

    • Hamzacım yazdıkların beni çok duygulandırdı. Senin hastalığın gibi durumlarda bile insanların tavrının ayrımcı ve alaycı olması beni daha da yaraladı. insanımıza olan kalan güzel duygularımı da sıfırladı. Belki sıfırladı demek güzel yürekli insanlara haksızlık olacak, o nedenle azalttı demeliyim.
      Yazmak gerilere ötürüyor ve fazlası ile duygusallaştırıyor, ama insanı tedavi de ediyor. Bir çeşit terapi gibi. Ne güzel ki terapi olurken aynı sorunları yaşayan güzel insanlarla tanışma imkanı da yaratıyor. Daha çok konuşalım. Çocuklarına ve sana sevgilerimi gönderiyorum sevgili arkadaşım.

  20. Öncelikte Serpilgül Hanım’a sonra da diğer paylaşımcılara teşekkürler..Bir an gülüp bir an ağlarken buldum kendimi.Sonra düşündüm de yaşantımız da öyle bizim. Ama burda oğlumla ilgili yaşanmışlıklarımızdan söz etmek istemiyorum. Sadece konuya ilişkin soruya bir yanıt vermek niyetineyim. “evet” fena halde oğluma benziyoruz gittikçe. Hatta sadece biz (babası ve ben) değil Mete ile bir şekile zaman geçiren abi ve ablaları da. Telefonla görüştüğümüzde onun şarkılarını (Mete besteleri) Mete gibi efekt vererek söylediklerini ya da onun gibi konuştuklarını (Kalemi alabiliy miyim..Tabiki alabiliysin) ifade ediyorlar. Tüm yazılanlardan sonra şuna da karar verdim ki bizler gerçekten şansılıymışız. Çünkü Mete nin yaptığı tüm takıntılı ve dürtüsel hareketlerde hiç olumsuz tepki almadık. Bu nedenle Trabzonlulara çok teşekkür ediyorum. Selam ve sevgiler.

  21. Tüm Otizmliler adına ben de Trabzonlılara teşekkür ediyorum. Dilerim insanlarımızın tamamı bu farkındalığı kazanır. Ekemiş’e gösterdiğiniz ilgi için teşekkür eder, oğlunuz Mete’yi sevgiyle öperim.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*