Müzik ve Sağlık …

 
müzik otizmMüziğin evrensel bir dil olduğu hepimizin kabulü. Yüzlerce farklı müzik türü ve milyonlarca farklı dinleyici olmasına rağmen sevdiğimiz müziğin bizde yaptığı etki de aşağı yukarı aynı…
 Hepimiz müzik dinlerken duygulanır, mutlu olur, ruh halimize göre de kimi zaman rahatlar kimi zaman huzursuz oluruz.Peki, müzik bunu nasıl sağlıyor? Bilimin buna verebilecek bir cevabı var mı? Otizm gibi nörolojik problemlerde durum nedir?Yapılan araştırmalara göre; müzik beynimizin dopamin salgılamasını sağlayan bir etki sağlıyor.
Yemek yemek, yarış kazanmak gibi mutluluk verici faaliyetler gerçekleştirdiğimizde bizi ödüllendiren bir mekanizmaya sahip beynimiz var. Bunu sağlayan sihirin adı da  dopamin kimyasalı.Beyinde üretilen bu kimyasalın harekete geçmesini hep yediğimiz içtiğimiz gıdalarda aradık. Kısmen doğru ama tek gerçeklik değil. İnsan dopamin sayesinde zevk alır…

Besinlerden elde ettiğimiz, dopamin, ve serotonin gibi biyokimyasallar davranış ve hazlarımızı harekete geçiren mekanizmaların oluşmasında baş rolde. Fakat hepsi bundan ibaret değil.

Aslında ecdadımızın yüzyıllar önce keşfettiği bir gerçeği bilim dünyası henüz doğrulayabildi dersek daha doğru bir yaklaşım olacak.

Artık biliyoruz ki; dopamin çevremizi algılama şeklimize de etki ediyor.
Dopamin sayesinde, neyin bizim için daha değerli olduğunu söyleyebiliyoruz. Dopamin sadece duygusal tepkilerimizi de yönetmiyor; duygularımızın akılcı olmasının da sebebi o…

Yani, dopaminde ciddi bir bilgi birikimi var. Bilgiyi süzgeçten geçiriyor ve karar vermemize yardımcı oluyor. Duygularımızla karar versek de, içinde bilgi oluyor.

Pek çoğumuz deriz ya; bizim çocuklar doğanın çocukları içlerinden geldiği gibi davranıyorlar ve genellikle dürtüseller…

En iyi duruma gelmiş bir otizmli bile duygularını akılla yoğurmakta ve toplumca kabul gören bir davranış biçimi geliştirmekte zorlanır.

İşte bunun sebebi de otizmlilerin genellikle dopamin üretimi ile sorunlarının olduğu gerçeğinde gizlidir….

Türk tarihine baktığımız zaman; atalarımızın müzikle ruhsal hastalıkları iyileştirmeye çalıştıklarını görürüz. Peki bunu şimdilerde niye yap mıyoruz?

müzik otizm 1

Tıpkı kefirde olduğu gibi batı tarzı yaşamla eski bilgilerimizi, değerlerimizi unutuyoruz. Batı bizim bilgilerimizi kendi keşfiymiş gibi sunduğunda da onlara tekrar sarılıyoruz.

 

Doğru müzikler dinlersek  üzerimizdeki etkisi neymiş daha ayrıntılı bakalım:

Burada  müziğin, beyin fonksiyonları ve vücuda dolaylı etkisi ile ilgili bilgileri paylaşacağım. Oysa, vücudumuzda kalp ritminden tutunda vücut sıcaklığına kadar değiştirebilme özelliğine sahip.

Özellikle otizm, serebral palsi ve benzeri sorunlarla ilişkili olabilecek  etkilerine değinmeye çalışacağım..

Müzik ile  vücudumuz etkileşime girince ortaya inanılmaz sonuçlar çıkıyor.

* Araştırmalarla, müziğin özellikle beynin sağ yarıküresine hitap ettiği gösterilmiştir.

Beynimizin sol yarımküresi genellikle mantıksal işlevleri yerine getirirken sağ yarımküresi daha çok sezgisel ve yaratıcı aktivitelerle ilişkili.

İşte bu yüzden eğitim ya da çalışma esnasında çalınan müzik beynin sol yarımküresiyle, sezgisellikten sorumlu olan sağ yarımküresi arasında bir denge oluşmasını sağlar ve böylece yaratıcılığı artıracak bir rol oynayabilir.

Müzik üç boyutlu algımızı etkiler. Çeşitli araştırmaların verilerine  göre bazı tip müzikler; beynimizin, fiziksel dünyayı algılama, zihinde canlandırma ve nesneler arasındaki farklılıkları ayırt etme yeteneğini geliştirmektedir. Diğer bir deyişle, müzik çevremizi algılayışımızı etkilemektedir.

Dikkatimiz dağınık veya  dalgın olduğumuz zaman daha verimli çalışabilmek için on ya da on beş dakika kadar Mozart ya da Bach gibi bestecilerin müziklerini veya barok döneme ait bir müzikleri  dinlemek çok yararlı olabiliyor. Bu sayede çalışırken daha verimli ve dikkatli olmak mümkün.

Örneğin film izlerken karşımızda yalnızca görüntüler ve sesler vardır ve filmi izleyen kişi bu verilerden yola çıkarak kendi içinde hisler oluşturur. Müzik ve ses efektleri filmdeki sahnelerin duygusal etkisini artırmada çok etkilidir. Bazı filmlerde konular alışılmış ve çok çarpıcı olmasa da etkileyici müzikler sayesinde beynimize kazınabilir…

* Müzik Hafızayı ve Öğrenmeyi Güçlendirebilir.

Kişiye göre değişmekle birlikte, bazı müzikler konsantrasyonu artırarak öğrenmeyi kolaylaştırabilmektedir. Arka planda Mozart ya da Bach gibi hafif ve ağır tempolu müzikler dinlemek bazılarımızın daha uzun süre konsantre olmasını sağlayabilmektedir.

Çalışırken özellikle barok müzik dinlemek, yazıları, şiirleri ve yabancı dildeki sözcükleri ezberleme yeteneğinimizi artırabilmektedir.

Dr. Georgi Lozanov’un geliştirmiş olduğu telkinbilim yöntemiyle örneğin bir yabancı dili çok kısa sürede öğrenmek de mümkün. Bu tekniğin en önemli bileşenlerinden biri müziktir. Lozanov bu çalışmalar esnasında arka planda bazı müzik parçalarını kullanmaktadır.

Müzik ruh kadar beynin de gıdası;  müzik derslerine küçük yaşta başlamanın beyni geliştirdiği ile ilgili çalışmalardan biri olan Kanadalı  bilim adamlarının yaptığı araştırmaya göre;  7 yaşından önce müzik dersi almaya başlayanların beynindeki motor bölgeleri arasındaki bağlantılar daha güçlü.

6-8 yaşın ”hassas bir dönem” olduğu, bu dönemde müzik dersleri sayesinde, kol ve bacakların tam kullanımı, yürüme, yemek yeme, merdiven çıkma gibi günlük yaşamı sürdürmeye yarayan, hareket yeteneğini sağlayan motor beceriler ve beyin yapısında kalıcı değişimler de sağlanabilmektedir.
7 yaşından önce müziğe başlayan gruptakilerin beynin her iki lobu arasındaki bilgi iletişimini sağlayan sinir ağlarından oluşan bölgedeki beyaz maddenin artmış olduğu tespit edilmiştir.
Araştırmacılar, müziğe ne kadar erken başlanırsa beyin bölgeleri arasındaki bağlantının da  o kadar iyi olduğunu belirtiyorlar.

Bir müzik aleti çalmak eller, gözler ve kulaklar arasında uyum gerektirir.

7 yaşından önce müzik aleti çalmaya başlamanın motor ve algılama bölgeleri arasındaki bağlantıların olgunlaşmasına katkıda bulunduğu bilim çevrecelerince genel kabul görmüştür.

müzik otizm 3


* Müzik Endorfin düzeyini yükseltebilir.

Müziğin duygu dünyamıza etkilerinden doğan iyileştirici kimyasallar, bedenin kendi yatıştırıcılarını yaratmasına ve bağışıklık sistemini güçlendirmesine de olanak tanımaktadır.

Anestezi uzmanları,  rahatlatıcı müzikler dinleyen kişilerin kanındaki stres hormonlarının seviyelerinin büyük ölçüde düştüğünü, bazı durumlarda ilaç alımının bile gerekmediğini söylemektedirler.

Beynin uyku ilacı dediğimiz endorfin hormonu ile ilgili araştırmalar bu hormonun ağrıyı azaltıp doğal bir sarhoşluk hali yaratabildiğini göstermektedir. Endorfin doğal bir yatıştırıcıdır, stres ve acıyla baş etme yetimizi artırır.

1996 yılında ABD’de  yapılan müzikle ile ilgili bir araştırmanın sonuçlarına göre; doğum yaparken müzik dinleyen hamile kadınlar genellikle anesteziye ihtiyaç duymamaktadırlar.

* Müzik bağışıklık sistemini de güçlendirmekte, hastalıklara karşı direncimizi artırmaktadır.

Rahatlatıcı müzikler dinleyen kişilerin kanındaki doğal endorfin artmakta ve bu doğal endorfin, bedeni haktalıklara karşı koruyan lenfositlerin yani T hücrelerinin düzeyini de yükseltmektedir. Bu yolla müzik bağışıklık sistemini de güçlendirmekte, hastalıklara karşı direnci artırmaktadır..

*Çeşitli deneyler ve gözlemlerle müziğin beyin dalgalarımızı yavaşlatıp düzenleyebildiği tesbit edilmiştir.

 

Beyin dalgaları hem müzik hem de kişinin kendi çıkardığı seslerle değiştirilebilmektedir.

Beyin dalgaları ne kadar yavaşlarsa kendimizi o kadar rahat, huzurlu ve sakin hissederiz.

Bazı müzik türleri veya özel olarak dizayn edilmiş sesler beyin dalgalarını yavaşlatıp rahatlamayı kolaylaştırabilmektedir.

Gündelik bilinç durumundayken beynimiz saniyede 13 ila 20 titreşim hızına sahip “beta” dalgaları yayar.

Gözlerimizi kapatıp gevşemeye başladığımızda bu dalgalar 13’ün altına düşer ve “alfa” ritmine geçer.

Uykuda rüya görmeye başladığımız durumda ise  8’in de altına düşer ve o zaman “teta” olarak adlandırılan faza geçmiş oluruz.

Çok derin uyku halinde ise 0.5 ile 4 titreşim arasında değişen delta dalgaları olrataya çıkar..

Müziğin ya da ses dalgalarının beyin üzerindeki bilinen bu etkisinden  otizmli veya hiperaktif çocukların davranış ve duyusal sorunlarını  düzenlenmek için Auditory Integration Training” (İşitsel Eğitim) adı verilen yöntemden yararlanılmaktadır.

müzik otizm 2

* Müzik kas gerilimini azaltır, beden hareketlerimizi ve koordinasyonumuzu geliştirir.

Bedenimizdeki bütün kaslar işitme siniriyle iç kulağa bağlıdır.  Dolayısıyla kas gücü, esnekliği ve yoğunluğu da sesten ve titreşimlerden etkilenmektedir.

Müzik eşliğinde yapılan spor egzersizleri esnasında müziğin hem  deneklerin keyiflerini ve motivasyonlarını artırdığı hem de  güçlerini artırdığı tesbit edilmiştir.

Araştırma verilerine göre, deneklerin hareketlerini daha koordineli yönlendirme yeteneği kazandıkları da  anlaşılmıştır.

1980’lerde Norveçli eğitimci Olav Skille, bazı tür müziklerin kas gerilimini azalttığını ve çocukları gevşettiğini tesbit etmiş. Bu nedenle de bir ortam icat etmiş ve yöntem geliştirmiştir.

Ciddi fiziksel ve zihinsel özürlü çocukları tedavi etmek için müziği kullanmış. Çocukların seslerle karşı karşıya bırakıldığı özel bir ortam icat etmiş ve bu sisteme“müzik banyosu” demiştir.

Daha sonra bu yöntem  “Vibroakustik Terapi” adıyla Avrupa’nın diğer bölgelerine de zamanla yayılmıştır.

Düşük frekanslı müzikler genellikle , kuyruk sokumunda, baldırlar, bacaklar ve sırtın alt bölgelerinde titreşimler yaratmaktadır . Frekans yükseldikçe etki daha çok göğsün üst bölümlerinde, baş ve boyun bölgesinde hissedilmektedir.

* Müziğin, nefes alış verişimizi de  etkilediği belirtiliyor.

Normalde hareketsiz otururken dakikada yirmi beş ila otuz beş kez nefes alıp veririz. Derin ve yavaş nefes alıp vermek hem beden hem de zihin için oldukça olumludur. Hafif ve hızlı nefes alıp vermek ise yüzeysel ve dağınık bir zihin haline neden olabilir.

Yani  nefes ritmi ile zihinsel işlevler arasında çok yakın bir bağlantı vardır. Aynı şekilde zihinsel durumumuz da nefes alıp verişimizi etkileyebilmektedir.
Müzik insan vücudunda farklı duygusal ve fiziksel etkiler meydana getirir böylece nefes alıp verme hızımızı da etkiler. Yüksek volümde çalınan heavy metal müziği dinlerken gevşeyip yavaş nefes alıp vermemiz pek mümkün değildir. Ama rahatlatıcı, ağır tempolu ve kaliteli bir müzik bizim çok olumlu bir ruh haline girmemizi sağlayabilir.

Ruhunuzdaki müziğin hiç kesilmemesi dileğiyle….

Serpilgül Vural

Leave a Reply

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*