Otizm ve Down Sendromunda Konuşma Bozuklukları Terapisi (4)

OTİZM

Otizm yaşam boyu süren sosyalleşme, dil, iletişim  becerilerini ve ilgi alanlarını etkileyen bir gelişim bozukluğudur.Motor fonksiyonlarda  bozukluk, amaçlı hareketlerdeki, kapsamlı davranış ve aktivitelerdeki( konuşma ve taklit yeteneği gibi) bozukluk ile seyreder.Amaçlı hareketler yapılmadığı için tekrarlayıcı (sterotipik) hareketler ortaya çıkar.
Otistik çocuğu “ne yapıyor, ne zaman yapıyor, nerede yapıyor, ne kadar süreyle yapıyor?” sorularına cevap bularak değerlendirmek gerekir. Otizmin çekirdeğinde, otistik çocukların başkalarının eylemlerini ve konuşmalarını taklit edemez durumda oluşu vardır. Motor taklit ile motor planlama birlikte yürür. Bazı çocuklar ancak büyük motor becerilerini bedenlerinin öteki kısımlarıyla taklit etmeyi öğrendikten sonra, ağız motor becerilerini kontrol etmeyi ve böylelikle konuşmayı öğrenirler. Otistik çocuğa göz göze gelmeyi, büyük motor taklidi ve alıcı dili öğretmekle işe başlayabiliririz.
Otistik çocuklar beden dilini, jest ve mimikleri anlamada, kullanmada (taklit becerisi olmamasından dolayı) zorluk çekerler. Duyuları farklı algılamak (örneğin sese, ışığa, dokunmaya olağan dışı tepki vermek ve günlük yaşamdaki tehlikeleri algılayamamak) gibi özellikleri vardır. Göz teması kuramamak, seslendiğinizde dönüp bakmamak, sanki işitmiyormuş gibi davranmak, yaşıtları ile uygun ilişki kuramamak, birlikte oynayamamak, tek başına olduğu etkinlikleri tercih etmek, başka bir dünyadaymış gibi davranmak, olaylara ve başkalarının sevinç ve üzüntülerine tepkisiz kalmak, kendi duygularını paylaşmamak, toplum kurallarını uygulama ve anlamada güçlük çekmek gibi özellikleri vardır.
 Dış görünümleri diğer çocuklardan farklı değildir. Davranışlarında farklılık vardır. Otizmin rastlanma sıklığı son yıllarda 88 doğumda 1 olarak tanımlanmıştır. Erkek çocuklarda kızlara oranla 4 kat fazladır. Genellikle 3 yaşından önce teşhis konmuş olur. Otizm; Yaygın Gelişim Bozukluğu ana başlığı altında bir grup gelişim bozukluğundan bir tanesidir. Diğerleri;
     RETT Sendromu
     Desintegrafik Bozukluk
     Asperger Sendromu
     Hiçbir Sınıflamaya Girmeyen Yaygın Gelişim Bozukluğu şeklindedir. 
RETT Sendromu sadece kızlarda ortaya çıkar. Başın büyümesinde yavaşlama,       hareketlerin azalması ve garip el hareketleriyle seyreder.
Asperger sendromunda ise duygularını idare ve ifade edememek ile içe dönük davranışlar ön plandadır. Dil ve konuşma becerileri çocuktan çocuğa farklılık göstermekte, ancak her çocuğun herhangi bir düzeyde dil ve iletişim yetersizlikleri bulunmaktadır. Bu yetersizlikler; hiç konuşamamaktan ( yaşına uygun sözcük dağarcığı olmasına karşın) dili işlevsel olarak kullanmamaya kadar geniş bir yelpaze içinde değişebilmektedir. Normalde bebeklerde görülen babıldama döneminin, otizmli bebeklerde görülmediği belirtilmiştir.
Sözel becerileri olan otistik çocuklarda sıklıkla gözlenen bir özellik “ekolali” dir. Çocuğun çevresinde duyduğu sözcükleri anında ya da sonra  tekrar etmesi olarak açıklanabilir. Ekolalik ifadelerin dilin anlamsız bir kullanış şekli olmadığı, çocuğun bunu iletişim amaçlı kullandığı bilinmektedir. Kişi zamirlerini yanlış kullanmaları da otizmde sıkça görülen konuşma bozukluklarındandır. Çocuk konuşmayı öğrenme sürecinde “ben top istiyorum” ifadesi yerine “top ister misin?” sorusunu tekrar etmekte ya da “Ali top istiyor” ifadesini kullanabilmektedir.
Telaffuzları oldukça farklı olan otistik çocuklar, seslerinin tonlarını iyi kontrol edememekte ve; ya çok yüksek sesle ya da fısıltıyla konuşabilmektedirler. Dil ve konuşma becerileri gelişmekte olan otistik çocuklarda yaygın olarak görülen bir diğer özellik sözcüklerin mecaz anlamlarını, deyimleri, soyut sözcükleri ve dile dayalı şakaları anlamaktaki güçlükleridir. Örneğin büyük ikramiye ona vurdu gibi ifadeler, üst düzey dil becerileri olan otistik çocukları bile şaşırtmaktadır.
Otizmi olan çocuklar kendi dillerini de yabancı bir dili öğrenir gibi öğrendikleri için, onlara Türkçe’yi sözcük sözcük öğretip, nerede söylemeleri gerektiğini önce kalıp olarak ezberletip, daha sonra bol tekrarla içselleştirerek akıcı konuşmaları sağlanabilmektedir. Obje adı öğreniminde gerçek objelerle çalışılmalı ki, çevredeki her objenin bir adı olduğunun farkına varabilsinler.
Spontan dil gelişimini hızlandırmak amacıyla soru/cevap çalışmaları yapılır. Bütün bu çalışmalar çeşitli tekniklerle yapılır. Bu çalışmaların evde anne ve baba ile tekrar edilmesi, becerilerin pekişmesini sağlar. Fakat esas olarak; günlük yaşamda yeri geldiğinde kelimeleri kullanmaları sağlanarak becerilerin tekrar edilmesi ve cesaretlendirilmesi ile spontan konuşma zenginlik kazanacak ve hızlanacaktır.             

DOWN SENDROMU
Trizomi 21, genetik düzensizlik sonucu insanın 21.kromozom çiftinde fazladan bir kromozom bulunması durumu ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan hastalığa verilen isimdir. Vücutta yapısal ve fonksiyonel değişiklikler ile karakterizedir. Zihinsel kavramadaki bozukluklar ve tipik yüz görünümü ön plandadır. Öğrenme güçlüğü vardır. Her 800 ile 1000 doğumda 1 oranında rastlanır. Sarkık dil morfolojisi,  konjenital (doğuştan) kalp yetmezliği riskleri, tekrarlayan kulak enfeksiyonları, gastroölefogal reflü hastalığı, uyku apnesi ve tiroid bozuklukları riskleri vardır.
Down sendromlu bazı çocuklar konuşmayı kendileri geliştirebilirler. Ne yazık ki çoğunluğu bu  kadar şanslı değildir. Ya birkaç basit kelime ile kalır veya onu da elde edemez. Bunun bazı sebepleri vardır. Bağışıklık sistemleri zayıf olduğu için, bebekliklerinde geçirdikleri ağır ve sık kulak enfeksiyonları, hafif işitme kaybına sebep olabilir. Bazen beynin kulaktan gelen ses sinyallerini değerlendirmesiyle ilgili problem vardır. Örneğin S ve Ç ile T ve D sesleri ona aynıymış gibi gelebilir. Bu işleme “işitsel ayrım” denir. D.S. lu çocukların çoğunun işittiklerini ayırt etme becerileri zayıftır. Bu yüzden başlangıçta çok doğru duyamadığı bir kelimeyi söylemesi de çok zordur.
D.S. lu çocuğun çeşitli vücut bölümlerinde görülen gevşeklik, konuşma kaslarını da etkilemiştir. Bu nedenle bir kelimeyi tam olarak söylemek için gerekli kasları kullanmada güçlükleri vardır.
Bazı çocuklar, kendilerine özgü lisan oluştururlar. Ailenin sabır göstermesi, kelimelerin doğrusunu kullanmak için cesaret verici ve ısrarcı olması gerekmektedir.
D.S lu çocuğun KONUŞMA becerisini geliştirmek amacıyla aile olarak aşağıdaki uygulamaları yapmanız gerekmektedir:
    *Bebeğinizle kendisi ve çevresi hakkında konuşun. Onun varlığından mutlu olduğunuzu gösterin. Bunu yaparken size karşılık vermesi için ona zaman tanıyın. Karşılıkları için zaman vermeden başka bir konuya geçerseniz, onların karmaşa yaşamasına neden olursunuz.
    *Çocuğunuzu sadece seslere dinlemesi için değil, sesleri çıkartması için de cesaretlendirin. Emme ve çiğnemesini (bütün çocuklarda olduğu gibi) konuşmasına gerekli olan kasları geliştirdiği için cesaretlendirin.
*Etrafında olan şeyleri onun için olabildiğince açık ve anlaşılır hale getirip anlamasına  yardımcı olunmalıdır. Doğal jestler hepimizin konuşmalarına yardımcı olur. Kızdığımızda suratımızı asmamız, konuşurken bir şeyi elimizle tarif etmemiz, başımızla onaylama hareketi yapmamız, birbirimizle iletişim kurarken hep kullandığımız kelimelerin anlamlarını arttıran doğal iletişim yollarımızdır.
Özellikle D.S. lu çocuklar bu doğal jestleri,  bunlarla  birlikte söylenen kelimelerden daha çabuk ve daha kolay anlarlar. Biz, sahip oldukları bu beceriyi, onların konuşmayı geliştirmelerine yardım edebilmek için kullanırız. Çünkü iletişim kuramadığında hissettiği başarısızlık duygusu çocukta yükselecek ve onu uzun süre etkileyecektir. İşaretleri kullanma becerisi, konuşmayı tüm ve doğru olarak beceremeyen ve duyduklarında harf hatası yapan (bavul-davul, pencere-tencere gibi) çocuklarda daha da önem kazanır. Ancak, önemle dikkat edilmesi gereken; çocuğa, işitme engelliymiş gibi davranıp, her şeyi işaretle anlatmaya alışmamaktır.
D.S.lu çocuğun tam olarak konuşmaya başlayabilmesi için en az dört farklı beceriyi geliştirmiş olması gerekir.  

 *Belli bir ses kalıbı içerisindeki seslerin her zaman aynı şeyi ifade ettiğini anlamalıdır.
 Örneğin “Hadi babaya kucak” demenin kucağa alınacağı demek olduğu gibi.
 *Günlük olayların her biri için farklı ve belli kelimelerin karşılık geldiğini öğrenmelidir. Örneğin; banyo zamanı demek ıslanmak ve su sıçratmak zamanıdır. Uyuma veya yemek zamanı değildir.
 *Çocuk, ifadesinin yetişkinler tarafından önemsendiğini görmelidir.
 *Konuşma organlarını onu anlayabilmemiz ve tekrar ettirdiğimiz kelimeleri söyleyebilmesi   için yeterince hızlı ve doğru olarak hareket ettirebilmelidir.
DİSLEKSİ
Altı yaşına gelen tüm normal çocuklar artık bir eğitim alabilecek zihinsel gelişim düzeyine gelirler. Okula giderler ve ilk öğrendikleri şey okumadır.
“Öğrenme Bozukluğu” adı verilen sorunu yaşayan çocuklarda ise bu hazırlık henüz tamamlanamamıştır. Okuyamazlar, yazamazlar, matematikte zorluklar yaşayabilirler.
Ancak zeka düzeylerinde bir sorun yoktur. Bu çocuklar okulda ve ailelerinde “anlaşılamama” sorunu yaşarlar. Zeka düzeylerinden kuşku duyulur. Aileler paniğe kapılır, öğretmen öğretememenin sıkıntısını duyar ve herkes çocuğa yüklenir. Öğrenme bozukluğu dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ve matematik yeteneklerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösterir.
Öğrenme bozukluğu, doğum öncesi (yetersiz beslenme, annenin geçirdiği enfeksiyonlar, ilaç kullanımı), doğum sırası (uzun ve zor doğum, plasenta ve göbek kordonu anomalileri), doğum sonrası (doğumdan sonra ilk nefesi alana kadar geçen sürenin uzunluğu, erken yaşta ateşli hastalık, başa hızlı darbe) ve kalıtsal (ailede öğrenme bozukluğu olan başka kişilerin olması) etmenlere bağlı olarak ortaya çıkar.
Öğrenme güçlüğü olan çocuk “ben aptalım beni kimse sevmiyor” gibi kendine ilişkin olumsuz düşünceler geliştirebilir. Çünkü ailesi ya da öğretmeni çoğunlukla olumsuz yönleriyle ilgilenir.  Kendi dünyasını hep yanlışlardan (yanlış yazan, yanlış okuyan, yanlış hesaplayan) oluşan bir dünya olarak algılar.
Yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada zorluk, b,v,e,d,p,g harflerini; 6 ve 9 gibi sayıları ters algılama, kelimelerdeki harfleri ya da sayıları karışık algılama (örneğin: “ne’yi en, 3’ü E, 12 yi 21 algılama gibi) görülür. Okurken kelime atlamak, hecelerin seslerini karıştırmak ya da sessiz harflerin yerini değiştirmek ve sıklıkla benzeri yazım hataları görülür.
GECİKMİŞ ya da YETERSİZ KONUŞMA, konuşurken anlama ve en uygun kelimeyi seçmede zorluk görülür. Yön (yukarı-aşağı gibi) ve zaman ( önce-sonra, dün yarın gibi) kavramlar konusunda zorluğu vardır. Elleri kullanmada hantallık ve beceriksizlik, okunamayan el yazısı görülür. Ayna yazısı, yazma ile ilgili acemilik dönemi geçtiği halde devam ediyorsa şüphelenmek gerekir. Disleksilerin davranış bozukluklarının olma olasılığı, normalden farklılık göstermez. Yaratıcılıkları yüksektir.
Dil sisteminin (linguistik) temel öğesi fonemlerdir. Kelimelerin tanınması,anlaşılması ve hafızada depolanması ya da gramer açıdan algılanması için beynin fonolojik modülü tarafından, fonetik birimlerine ayrılması gerekir. Bu süreç KONUŞMA dilinde otomatik olarak gerçekleşir.
OKUMA bir beceri olduğundan, bilinç düzeyinde öğrenilmesi gerekir. Okuyan kişinin, görsel alfabetik yazıyı, dille ilgili kavramlara çevirmesi gerekir. Bu da harfleri (grafemleri) ilgili fonemlere çevirmek anlamına gelir. Bunun için okumaya yeni başlayan birinin, konuşma sırasında kullanılan kelimelerin fonolojik yapısının farkında olması gerekir. Bundan sonra ise bu fonolojiyi temsil eden harflerin kağıttaki dizilişini (ortografi) anlaması gerekir. Bir çocuk okumaya başlarken olan sistem budur. Ancak  Disleksili bir çocuğun dil sisteminde fonolojik modül düzeyindeki bir eksiklik, yazılı bir kelimenin fonolojik bileşenlerine parçalanmasına engel olarak, yazı bütünün anlaşılmasını önlemektedir.
Disleksili çocuklarda aksaklıklar değerlendirildikten  sonra, konuşma, okuma, yazma, hesaplama, zaman-yön algısı gibi sıkıntılara yönelik çalışmalar yapılarak, hem okul başarısına, hem günlük yaşantısına destek olan terapiler uygulanmaktadır.

Konuşma Terapisi Uzmanı
Çiğdem Gülerman

Leave a Reply

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*