Otizm ve Ergenlik ( I )

Bu konuyu derinlemesine ele almak istediğim için bir kaç bölüm halinde yayınlamaya çalışacağım. Hazırladığım yazıyı okurken lütfen benim sadece araştırmacı bir anne olduğum gerçeğini gözönünde bulundurunuz.
Otizm ve Ergenlik;
 
Her ikisi de bir ebeveyn için tek başlarına bile yeterince emek gerektiren karmaşık durumlardır, hele ki bir araya geldiklerinde… Eğer ergenlik dönemine giren, otizm spektrumunda bir çocuğunuz varsa işler içinden çıkılmaz bir hal alabilir.
Genellikle Otizimli çocukların ebeveyinleri  çocuklarının ergenlik döneminde daha da kötüye gittiğini düşünebilirler. Oysa otizmi kötüleşmiyor sadece büyüyor, bir genç oluyor.
Normal kabul ettiğimiz çocuklarımız da ergenlik basamağına geldiğinde tökezlemez mi? Bize yabancılaşıp, hormonlarına teslim olmaz mı?
Ergenlik döneminde çocuklarımızın bu süreci daha sağlıklı atlatması için kendimizce yöntemler bulmaz mıyız?
Hormonal değişiklikler vücudunda dolayısı ile davranışlarında problemler yaratabilir. Bu sorunları minimize etmek, enerjisini boşaltmak için yollar bulmaya uğraşıp, çeşitli aktivitelerle onları yönledirmeye çalışmaz mıyız?
Peki eğer çocuğumuz Otizmli ise ne yapacağız? İletişim sorunu olan çocuklarda bu yorucu dönemi atlatmak cidden zor olabilir. Çoğu zaman biz  aileler çocuklarımızdaki değişikliğin nedenlerini bile anlayamayız. Çocuklarımızın eğitimcileri ise çoğu zaman bu süreçte yardımcı olmaktan çekiniyor,durumu görmezden gelmeye çalışıyorlar. Oysa biz ailelere yol gösteren profesyonellere nasılda ihtiyacımız var….
Ben bu konuda uzman biri değilim.Sadece yaşadıklarımı, çevremde izlediğim aileler ve okuduğum kaynaklara dayanarak olabildiğince derli toplu bir kaynak oluşturma çabası içerisindeyim. Eminim eksiklerim olacaktır. Ama bir yerden de başlamak gerekiyor…
Bu kaynağı oluşturmaya çalışırken siz değerli otizmli ailelerinden de katkılar bekledim. Hatta bunun için gerek facebook sayfam, gerekse twitter hesabım aracılığı ile duyurular yapmaya çalıştım. Ancak hiç bir geri  bildirim alamadım.
Belki de sizlerin çocuklarının yaş ortalaması küçük olabilir bilemiyorum. Yine de sitem etmeden geçemedim. Genelde biz aileler hep hazır kaynak peşindeyiz. Ama birileri yolları önceden açmazsa bizlere de başvurabileceğimiz bir kaynak kalmaz. Bu gün sizler bunu yaparsanız sizden sonrakiler yararlanacaktır. Bizden önce yazanlar olsaydı şimdi bunları değil başka konuları tartışıyor ,okuyor olacaktık….
Ergenlik sürecinde çocuğun konumu, otizminin hafif ya da ağır olması önemli. Çünkü neler yapılabileceğinin belirleyicisi genellikle çocuğumuzun  durumudur.

Genellikle otizmli çocuklar  9-10 yaşlarına geldiğinde otizm adına yaptığımız çalışmaları artık bir düzene oturtmuş, çocuğumuzu tanımış ve onu belli bir noktaya taşımış oluruz.
Bazılarında bu süreç ilerleme şeklinde kendini gösterir. Bir çok otistik çocuk normal çocuklarda puberte ile ilişkili ortaya çıkan davranış sorunlarından fazlası olmadan gençliğe gireceklerdir. Bazı çocuklar gençlik dönemi sırasında algılama ve kavrama becerilerini geliştirmektedir. Bunlar genellikle okul yıllarının başlarında nispeten daha iyi bilişsel becerilere sahip olan çocuklardır. Japonya’da yapılan bir çalışmada yaklaşık 200 otistik vakanın %43’ü en çok 10-15 yaş arası olmak üzere gençlik dönemleri boyunca belirgin ilerleme sağlamışlardır. (bu arada %32 vakada kötüleşme gözlenmiştir)
Ancak bazılarımızın çocuklarında 9-10 yaşlarında, bazılarımızınki de 12 yaşından sonra yeni davranış problemleri ,sinirlilik vb gerileme benzeri sorunlar baş gösterir.
Bu süreç davranışlarda bozulma şeklinde kendini göstermekle beraber altında daha derin sorunlar saklıyor da olabilir.
Otizmli çocukların anne-babaları puberte ile olası olumlu ve olumsuz oluşabilecek değişikliklerin farkında olmalıdır.Otizmli  bireylerin yaklaşık % 25’i tedavi edilmediği takdirde, zararlı etkilere yol açabilecek , klinik veya subklinik nöbetler ortaya çıkabilmektedir. Bu gerçeğin farkında olunması  önemli bir gerekliliktir.
Bir çok araştırmacı ergenlik çağında belirgin kötüleşme gösteren otizm vakaları tanımlamışlardır. Bu çalışmalara göre; otistik çocukların %12-22’si puberte ile birlikte okul öncesi dönemdeki tipik belirtilerin bir çoğunda gerilemeler ve yeniden ortaya çıkmaların eşlik ettiği bilişsel ve davranışsal kötüleşme göstermektedirler.
Belirgin kötüleşmenin olmadığı vakalarda da sıklıkla pubertenin başlaması ile belirtilerde ağırlaşmanın olduğu bir dönem gözlenmektedir. Öz kıyım, patlayıcı duygu durum değişiklikleri, agresiflik, huzursuzluk ve hiperaktivite oluşabilir. Bu tablonun periodik olmasına bir eğilim vardır, bazı vakalar  birkaç hafta veya aylar içinde normale dönerken bir süre sonra olumsuz davranışların olduğu yeni kötüleşme dönemleri de ortaya çıkabilmektedir.
Otizmli bireylerin dörtte birinde ergenlik döneminde nöbetler başlayabilir. Nöbetlerin başlangıç nedeni kesin olmamakla birlikte bu nöbet aktivitesine hormonal değişikliklerin yol açtığı da düşünülmektedir.Bazı çocuklarda ise  kronik viral problemler nedeni ile beyindeki inflame alanların yarattığı sinyal karışıklığı nöbet gibi aktiviteler fark edilir (irade dışı kasılmalar ile ilişkili). Bazen de bu süreç küçük, subklinik nöbetler şeklinde sürdüğü için basit gözlem ile tespit edilmez. Bu tür sorunlar yaşandığında Otoimmün Epilepsi yönünden de araştırılmalıdır. Epilepsi nedenlerinin yeterince iyi araştırılıp sorunların kaynağı tespit edilmelidir.
Tam immünolojik panelleri yapılmalı ve hormonları gözden geçirilmelidir.
Subklinik nöbet aktivitesi bazı olası belirtileri şunlardır:
saldırganlık, kendini yaralama ve şiddetli huysuzluk nöbeti ve benzeri davranış problemleri ya da çocukluk ve okul öncesi dönemde elde edilen  davranış ve bilişsel kazanımlar da kayıplar yaşanması.
Aslında Otizmli bireylerin çoğunluğunda ergenlik döneminde nöbet olmadığını da unutmayalım. Aslında birçok ebeveyn çocuklarının bu dönemde ileriye doğru önemli bir gelişimsel sıçrama yaşadıklarını da söylerler.
Bazen de Nöbet benzeri aktiviteler bulunmasa bile farklı sorunlarda artış gözlenebilir :
Kaygı ve stres ortaya çıkabilir. Ya da, bu tür sorunları zaten varken puberte ile birlikte daha da belirgin hale gelebilir.
Kaygı ve stresin ortak belirtileri nelerdir?
Kalp hızı çarpıntı da artış, terleme, baş dönmesi ve solunum güçlüğü anksiyetenin ortak belirtileridir. Aslında, birçok kişi nefes almakta zorlanır,boğuluyor gibi olur. Bu çok korkutucu olabilir. Diğer fiziksel belirtileri ishal, kusma, ağız kuruluğu, yutmada yetersizlik, baş ağrısı, titreme, ve sık idrara çıkma vb…
Anksiyete hastaları sürekli artan hassasiyet veya endişe ve huzursuzluk, yorgunluk hisleri, zorluk, sinirlilik, konsantrasyon ve uykusuzluk hissedebilir. Birçok kişi “çıldıracak” gibi hisseder ve hayal ile gerçeği ayırmada zorluk çekerler.
Görebileceğiniz gibi  bu duyguları otizmli bir bireyin ifade etmesi hayli güçtür. Bu nedenle Obsesif kompulsif bozukluk , kendine zarar  verici davranışlar, uyku bozuklukları, Stimming için artan ihtiyaç, yalnız olmanın gerekliliği, ve saldırganlıkta artışla kendini gösterebilir.
Obsesif Kompulsif bozukluk varlığında PANDAS (streptokok enfeksiyonları ile İlişkili Pediatrik Otoimmün Nöropsikiyatrik Bozukluklar) için yapmanız gereken ilk adım  test yaptırtmak olmalıdır.
Stres ve kaygıyı gidermek için Onlara sakinleştirici teknikler öğretmek gereklidir. Yoga, Tai Chi , kardiyo egzersiz ve bazı farklı spor aktiviteleri anksiyeteli  çocuklar için çok etkili araçlardır.
Bu aktiviteleri seçerken çocuğumuzun hiperaktif ya da hipoaktif oluşunu göz önünde  tutmalıyız. Hipoaktif çocuklara aşırı zorlayıcı sporlar yaptırmak yarardan çok zarar da getirebilir. Bunların çok iyi değerlendirilmesi gereklidir.
Ayrıca çocuğunuzun sakinleşmesine yardımcı olacak başka teknikler de bulabilirsiniz:
Ağırlıklı yelekler, derin basınç masajı, sakin bir yerde kendini sıkıştırması için gün boyunca duyusal molalar vermek gibi şeyler de ekleyebilirsiniz.
Gün boyunca neler olacağını bilmeleri de anksiyetelerine iyi gelecektir. Bunun için  görsel veya yazılı programları kullanmanız oldukça rahatlatıcı olacaktır.
Epsom tuzu banyoları,GABA, taurin, EFA, Vitamin B6, inositol, 5HTP, Magnezyum sitrat,
l-Theanine gibi takviyelerde bazı çocuklarda yararlı olabiliyor. Bunun için bu konularda deneyimli bir doktordan yardım almanız gereklidir.
Bunların dışında çocuğunuzun gıdasında da düzenlemelere gitmenizde fayda vardır.Gıda boyaları ve koruyucu, MSG ve aspartam ve kafein,yüksek şeker içeren gıdalar vb. uyaran gıdaları diyetinden çıkarmalısınız.
Devam edecek…..
Serpilgül Vural

Leave a Reply

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*