İLK TEŞHİS ,İLK ŞOK !!!!!!!

fotografAnne adaylarının  pek çoğunun aklından ‘’Acaba cinsiyeti ne olacak?’’ ‘’Kime benzeyecek?’’

‘’Umarım uslu bir bebek olur ‘’gibi merak içeren pek çok cümle geçer ve sonunda tüm dilekler tek bir cümlede toplanır ‘’Aman sağlıklı olsun da gerisi çok da mühim değil.’’

Sonunda beklenen gün gelir ve yavrumuzu kucağımıza aldığımız an tüm bu sorular önemini yitirerek geride kalır.O andan itibaren çocuğunuz için yaşar,onun için yer,içer,kendinize ve ona en iyi şekilde bakmaya çalışırsınız.Anneliğe adaptasyon sürecinin ardından onun geleceği hakkında hayaller kurmaya,planlar yapmaya başlarsınız; en güzel okularda okuyacak,çok başarlı olacak,çok iyi bir insan olacak,ailesi ve ülkesi için hayırlı bir evlat olacak ………

Şimdi tüm bu hayallerinizin yıkıldığını, yapılan planların hepsinin çöpe atılması gerektiğini hatta belki de siz göçtükten sonra varsa  bir yakının ya da devlet kurumlarının insafına kaldığını,onlara bağımlı yaşamak zorunda kalabileceğini

HAYAL EDİN!

İnsan böyle bir şeyi aklından bile geçirmek istemiyor değil  mi?

İlk annelik tecrübem olmadığı için bu sefer deneyimli bir anneydim.Birbirimizi tanımamız anlamamız uzun sürmedi.Zaten çok uyumlu,sağlıklı bir bebekti.Hatta kırkı çıkmadan gülücükler,agucuklar başlamıştı. Yegane sorun her zamanki gibi sütüm yetmiyor ,anne sütünün yanısıra mama da kullanıyordum. O kadar sağlıklı bir gelişimi vardı ki çocuk doktorumuz ‘’bu çocuk erken konuşacak ,çok akıllı ‘’ diyordu.Aslında böyle olacağını biz de görebiliyorduk.

1,5 yaşına kadar gelişimi çok iyiydi.1,5 yaşından sonra hemen her besini sorunsuz tüketen hatta gurme diyebileceğiiz kadar lezzetten anlayan çocuğumuza bir haller oldu.Tabii bunu önceleri farkedemedik.Zira yiyebildiği yemekler okadar çoktu ki bazılarını yemeyi zamanla kestiğini anlamamız biraz zaman aldı..

İlk  oğlumun 2 yaşından önce tek kelimesi yoktu. 2.5 yaşında direk cümle kurarak konuşmaya başladı.Küçüğüm de öyle olacak sandım.Üstelik 1 yaşına gelmeden kelimeleri başlamıştı.O kelimler nereye gittiler? Ne oluyor bu çocuğa ?

Belkide Abisi gibi olacak,pat diye konuşmaya başlayacak diye bekledim,bekledim,….

Beklediğim gün bir türlü gelmiyor üstelik eve gelen misafirlerle ilgilenmeyi bırakıyor,oyuncakları ile alışılmadık şekillerde oynamaya başlıyordu.Biz seslenince bizi duymuyor gibi davranmasına rağmen TV deki reklam cıngılını evin en uzak köşesinden duyup, koşarak geliyordu. Kral TV deki kliplere çok ilgi göstermeye başlaması ile artık kafam iyiden iyiye karışmaya başlamıştı.

Birgün televizyonda bir uzmanın Kral TV hastalığı gibi birşeyden bahsettiğini işittim.’’Çok fazla klip izleyen çocuklar çevreleri ile ilgilerini kesmeye başlıyorlar’’ gibi bir cümle sarfetmişti. Ben çalışan bir anneydim.Belki de evdeki bakıcı çok televizyon seyrettiriyordur diye düşünüp oğlumu bir kreşe vermeye karar verdim. Uygun bir kreş bulmam biraz zamanımı aldı.Pek çok anne ne demek istediğimi anlıyordur.Üstelik küçük bir şehirde işler beklediğimden de zordu.

Nihayet istediğim gibi bir yuva buldum!Yeni ve moderndi,herşey en ince detaya kadar düşünülmüştü. Çok sevinmiştim.Ohh nihayet oğlum çocuklarla birlikte olacak ve kısa zamanda konuşmaya başlayacaktı.

İlk haftanın sonunda kreş psikoloğunun beni görmek istediğini ilettiler.Bu gün bile hatırlıyorum bir Cuma günüydü.Biraz hoş beşten sonra

– Serpil hanım, oğlunuz da yolunda gitmeyen bazı şeyler var farkındasınız  sanırım.

-Evet,konuşması gecikti, yaşıtları ile birlikte olursa iyi olacağını düşündüm. Bu nedenle kreşe başlattım.

-Çok doğru yapmışsınız. Fakat tek sorunu konuşma gecikmesi değil, iletişim problemi de var. Aslında birkaç kez görmekle buyaştaki bir çocuk için ‘’Otizmli’’ demek biraz güç ama bir sorunu olduğu da aşikar. Bence Ankara,İstanbul gibi büyük şehirlerdeki hocalarla görüşmenizde fayda var. İsterseniz size bir randevu ayarlayabilirim.

İlk anın şoku mu yoksa zaten yolunda gitmeyen durumun adı konulduğundan mı bilemediğim bir sakinlik ve içimi kaplayan huzurla kendisine teşekkür edip evime gittim.

OTİZM !!! ne demek bildiğim tam söylenemezdi tabii. O yıllarda otizmden pek bahsedilmez hatta etrafta hiç otizmli bir insan göremezdik.Otizm ile ilgili tek bildiğim şey ‘’ Yağmur Adam’’ filmiydi.Sanırım dahi gibi birşeydi diyordum kendi kendime.Evet evet zaten dahiler genelde geç konuşurlar .Abisi de çok zeki ,kendi kendine 3 yaşında okuma yazma öğrenmişti. Demekki benim çocuklarımın zekası fazla geliyor onlara….gibi abuk subuk bir sürü düşünce geçti kafamdan…

Akşam eşime durumu anlattığım da ‘’ Kesinlikle olamaz. Çünkü Otizm çok ağır bir tablo. Fakültesindeyken o tür çocukları çok gördüm,hiç benzemiyorlar bizim oğlumuza dedi.

Kendilerine dokundurtmazlar,banyo yapmayı sevmezler.Oysa bizim çocuğumuz öpüş öpüş bir çocuk.Banyoyu da banyoda uyuyacak kadar çok seviyor.’’ Vs…….

Bir kaç gün sonra bu böyle olmayacak ‘’gerçekte otizm ne’’ bilmem lazım diyerek bulabildiğim bir kaç kitabı aldım ve hemen okumaya başladım. Okuduktan sonra yaşadığım ŞOK’u size tarif etmem imkansız. Bu gün bile  kitapları yazan uzmanların daha duyarlı olmaları ve okuyan aileleri ümitsizliğe sevketmemek için cümlelerini daha özenli seçmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Sanırım en az altı ay kadar ne yaptığımı bilmez vaziyetteydim ve iki yıl kadar kuaföre bile gitmediğimi, gitmek istemediğimi hatırlıyorum.Genç kızlığımda  engelli çocuğu olan  anneler gördüğümde merak ederdim.

Nasıl dayanıyorlar?

İçlerinde yaşam sevinci nasıl kalıyor?

Her şeye rağmen bakımlı olmayı nasıl sürdürüyorlar ?

Eşimi çocuğumuzun otizmli olabileceğine ikna ettikten sonra Ankarada deneyimli bir uzmandan randevu aldık.Oğlumuzu gözlemlediler,istersek nöroloji servisine de götürebileceğimizi söyleyerek bizi iyi bir özel eğitim (rehabilitasyon merkezi)kurumuna yönlendirdiler.Altı ay sonra tekrar gelin  diyerek de uğurladılar.

Kendi kendime ‘’Bu mu yani,yapılacak başka bir şey yok mu?’’ dedim.

Bu konuda söyleyecek çok sözüm var.Ama onları diğer yazılarımda ele almam daha iyi olur diye düşünüyorum. Aksi halde yazdıklarım romana dönüşecek.

Yaşadığımız yerde iyi bir özel eğitim kurumu bulunmuyordu.En değerli aylarımızı yeni bir düzen kurmak ve araştırma yapmakla harcadık.Bu süreç neredeyse bir yılımızı aldı. Şimdilerde bu süre biraz daha kısa sürüyor.Son on yılda Otizm sorununun giderek artması , ailelerin bilinçlenmesi ve talep etmesini öğrenmeye başlamaları bazı olumlu değişiklikleri de beraberinde getiriyor.

Geriye önüp baktığım zaman ilk bir yılımızı iyi kullanamamış olsak da pek çok otizmli annesinden daha şanslı olduğumu görüyorum.

En azından ilk şokumu işini bilen,kibar ve duyarlı bir psikolog sayesinde daha sorunsuz ve kademe kademe yaşadım.

Ne yazık ki pek çok aile bu kadar şanslı olmuyor …

2 Comments

  1. Bu yazıya benden başka yorum yapan olmamış mı, ben mi göremiyorum?
    Oysa bir bloğun en can alıcı yazısı değil midir, teşhis yazısı…
    Evet, merak eder insan, ne düşünülüyor o anlarda? Ne hissediyor insan kendine karşı, çocuğuna karşı, kocasına karşı, çevresine karşı, yediği son yemeğe karşı, aldığı son ilaca karşı…
    Aslında hepimizin hayatında bir takım teşhisler var ve olacak da. Yaklaşık 4 yıllık Alternatif Anne maceramın arkasından gördüğüm, “normal” olmadığımız hiçbirimizin. Çünkü “norm” yapmacık bir kavram. Ve aslında bizi ışıldatan norm-dışılığımız, norm-içi yönlerimiz değil. Ama bir taraftan da zor, o özelliklerle yaşamak.
    Yaşlanmak, her şey plana göre gitmese bile zevk almakmış süreçten. Belki bu anneler de bu yüzden hayata bağlanıyorlar her şeye rağmen. Genç görünseler de içleri bizden biraz daha yaşlı çünkü… Ne dersin Serpil?

    • Sitem değişirken çok şey uçtu gitti. Paylaşımlar,like lar vs hepsi gümledi. :)) Bir de bu yazı ilk Alternatif Anne’de çıktı. Yorumlar da genellikle oraya geldi. Link vermeden çok yer dolaştı vs..
      Evet Gülüşcüm normal değiliz hiç birimiz. Normal ne demekse artık… Aslında yaşlanmaktan en hazetmeyen grup bizim grup. Ne de olsa geride ayakları üstünde duracağı şüpheli bir evlat bırakma ihtimali hayli yüksek. Hayattan zevk almak meselesi ise oldukça karışık. Zevk almaya çalışıyoruz diyelim biz buna… Genç görünmeye, kuruğu dik tutmaya çalışıyor, biraz da mutluluk oyunu oynuyoruz işte hepsi bu…
      Aslında belki de herkes kadar oynuyoruz .. Herkesin türlü türlü sıkıntısı var,herkes oynuyor. Olmadı oyunu bırakıp kaçıyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*