Otizmli Çocukla İletişimde İletişimsizlik

Nedendir bilmem genç bir kızken insan psikolojisine çok meraklıydım.Şimdilerde  kişisel gelişim kitapları olarak adlandırılan pek çok kitap okumuşluğum vakidir.

İlk yavrumun çocukluğunda özellikle çocuklara yönelik iletişim,çocuk psikolojisi vb kitapları yaladım yuttum diyebilirim.

Bunca okuduğum kitabın bana ve çocuklarıma bir katkısı oldu mu bunu kestirmem çok güç.

Aslında sanırım ne kadar hazır olmaya çalışırsanız çalışın bazı şeyler olacağına varıyor ya da işleyen ilahi  sürece fazla müdahale edemiyorsunuz.

Ya da kendinizi ve çocuğunuzu en iyi şekilde yetiştirmeye çalışmanıza rağmen hayat sürprizlere bayılıyor.

Yaşam sınavında hep çalışmadığımız yerlerden çıkıyor bu zor sorular….

 

Geriye dönüp baktığımda diyorum ki;

Belkide bilmeden başıma geleceklere kendimi hazırlıyor ya da zoru çağırıyordum.

 

Bunca çabama rağmen her iki oğlumda iletişim konusunda zayıf.Büyük oğlum artık üniversitede okuyan ve kendi sıkıntılarının bilincinde ve onları aşmaya çalışan bir delikanlı. Yüksek zekası ve becerileri ile yaşamın üstesinden gelmeyi becerebiliyor.

Küçüğüm malum Otizmli. Sıkıntısının temelinde zaten iletişim kuramama ya da kurmak istememe yatıyor.

Otizmli bir çocukla iletişim kurmak ,onu hayata hazırlamak ya da onu yönlendirmek cidden efor isteyen bir süreç.

Bir yetişkin ya da çocuk her kim olursa olsun onunla iletişim kurabilmeniz için onun da iletişimi istiyor olması gerekir.Aksi halde amuda da kalksanız nafile…

 

Şöyle bir örnek verirsem hayal etmeniz daha kolay olur diye düşünüyorum:

Tarkan bir konser salonunda binlerce hayranına performans sergiliyor,ortam çok gürültülü,çoşkulu kalabalığın tam ortasındasınız.İnsanlar dans ediyor ,tempo tutuyor ve siz Tarkana sesinizi duyurmaya çalışıyorsunuz.

İşte tam da böyle bir durumdur anneyle otizmli çocuğunun arasındaki iletişim zorluğu….

1.Önek:

Anne: ‘’Oğlum ayakkabını giydirmeme yardım et,ittir biraz ayaklarını…’’

4yaşında otizmli bir çocuk:’’……………………’’(derin bir sessizlik..havalara bakmaktadır,başka bir alemde gibidir.)

Sonuç;Anne 9 aylık bir bebeğe nasıl ayakkabı giydirilirse öyle yapmak zorundadır.

 

2. Örnek:

Çocuk annesini mutfağa götürür ve annesinin elini tutup havaya doğru kaldırır.

Bir şeyler istediği açıktır.Ama ne istiyor bilemezsiniz.Çünkü elinizi uzattığı yerde onlarca şey vardır.

Bilemez çünki parmağıyla istediği şeyi işaret etmeyi ya da sözcüklerle anlatmayı…

Hangisi acaba?

Su verirsiniz olmaz,ekmek verirsiniz olmaz. Bulana kadar hepsini tek tek denersiniz,denersiniz,denersiniz…

Hayat da sizden çalar,çalar,çalar….

 

Bu tür örneklerden binlercesini vermek mümkün.Ama eminim bir kaçını bile yazsam sıkılırsınız.Bu kez hayal edin demeyeceğim,acıdım size….

 

Bizim bu iletişimsizlik halini kırmamızın bir kaç yolu var;

Ya konuşmayı öğreteceğiz ya işaretle konuşmayı ya da resimlerle hazırlanmış iletişim kartlarından size istediğini göstermeyi.

 

Tabiki birinci önceliğimiz konuşmasını sağlamak olmalı.Çok uzun uğraşlara rağmen konuşmasını öğrenemiyorsa diğerleri denenebilir. Diğer alternatifleri baştan öğrenen çocuk genelde konuşmaya geçmekte zorlanıyor.

Kim istemez çocuğu konuşsun?

 

Çoğunlukla özel rehabilitasyon merkezlerindeki eğitim sürelerimiz çok kısıtlı olduğu için çocuklarımızın aynı zamanda öğretmenleriyizdir biz otizmli anneleri

Devletin eğitim için ayırdığı bütçe ve sizin bütçeniz çocuğunuza günde 8 saat eğitimi  karşılamadığı için mecbursunuzdur eğitmen olmaya…

 

Benim bebişim hiç istemedi annesi ile ders yapsın,boya yapsın,oyunlar oynasın vs…

 

Ben mi ona ulaşmayı beceremiyorum diye çok dertlenip üzüldüm.Kendimi eksik ve beceriksiz hissettiğim anlar çok oldu.Her şey kitaplarda yazdığı gibi olmuyor maalesef.

Çocuklarla iletişim kurup eğitsel çalışmalar yapmak için pek çok kaynak bulunabiliyor.Ama her çocuğa bunları uygulamak mümkün olmuyor.

 

Bir gün bir mucize oldu. Dijital fotograf makinasındaki resimlerin çok ilgisini çektiğini farkettik. Aklımızda bir şimşek çaktı. Öğretmeninin de yönlendirmesiyle hayatının her anını fotoğraf karelerine yükledik. Bunları Pdf formatında slayt show haline getirdik ve notebook’umuza yükledik. Hem okulda hem evde bunun üzerinden çalıştık.

Çok ilgisini çekmişti ve artık benimle de evde ders çalışıyor,üstelik bundan da zevk alıyordu.

Yaşasınnnn!!!

Artık iletişim kurmanın bir yolunu bulmuştuk.

Bu şekilde yaklaşık 1,5 yıl çalıştıktan ve bazı sağlık sorunlarını da aştıktan sonra altı yaşında iki kelimeli küçük cümleler kurmaya başladı.

İstediğini dillendirmeyi,istediklerimizi anlamayı,öğrenmeyi öğrenmeyi öğrendi.

Yani BAŞARDI….

 

Bu basit örneğimizden de anlaşıldığı üzere;

her insanın ya da çocuğun anladığı bir dil muhakkak vardır.

Ararsanız bulursunuz.

Bulur ve uygularsanız da başarı sizinle olur.

 

Serpilgül Vural

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*