Günümüz Hastalıklarında Detoks’un Yeri (2)

Amerikan Çevre Koruma Dairesi artan oranda ağır metallere maruz kaldığımızı kabul etmektedir.

Sudan 5 kat daha ağır olan metallere ağır metal diyoruz.
Aslında  tüm ağır metaller toksik değildir. Örneğin; Çinko vücudumuz için çok değerli bir metaldir ama aynı zamanda ağır bir  metaldir.Normalde vücudumuzun 70 adet ağır eser elemente  ihtiyacı da bulunmaktadır.

Bunun yanısıra bütün toksik metaller de ağır olmaya bilirler.Örneğin; Alüminyum ağır metal olmamasına rağmen zehirli bir metaldir ve vücutta yüksek alüminyum düzeyleri bir dizi negatif etkiye sebep olur. 
Endüstriyel  ve tarımcılıkalanında oluşan atıklar vasıtasıyla bu metaller bizim havamıza, toprağımıza , suyumuza ve yiyeceklerimize son yıllarda  artan oranda girerler.
Vücudumuzun ihtiyacı olan ağır metallerin yanısıra insanlar için zehir anlamına gelen 12 ağır metal vardır ki asıl sorunumuz da bunlardır. Bunlardan özellikle dördünün (kurşun, kadmiyum, arsenik ve cıvanın) çok az miktarı bile bizleri zehirlerler. Nikel, talyum ve kalay da vücutta yüksek miktarlarda bulunduklarında toksiktirler.
Toksik metaller, vücudun yumuşak dokularında ve kemiklerde toplanırlar ve bugün bütün yaş gruplarında gördüğümüz salgın dejeneratif hastalıklara katkıları vardır. Annemizin karnında iken annemizden bize geçen miktarla birikmeye başlarlar ve bütün hayatımız boyunca bu birikime devam ederler.
 
Ağır metallerin yaygın kaynakları şunlardır:
  • Endüstri ve hava kirliliği nedeniyle havaya karışan metallerin solunmasıyla
  • Metallerin yiyeceklerle tüketilmesiyle (balıktaki cıva,pirinçteki arsenik gibi)
  • Vücut ve yüz bakımı ürünlerindeki bileşenlerde kullanılan metallerin emilimiyle (deodorantlardaki alüminyum,fondötenlerdeki cıva gibi)
  • İçinde metal olan ilaçların kullanımıyla
  • Aşılar içinde bulunan metallerin enjekte edilmesiyle
Bu metaller Artrit duvarlarında kanın normal akışını engellerler,adrenal bezlerinde hormon üretimini düşürerek erken yaşlanma, stres, cinsel istekte düşüklük ve erken menopoza sebep olurlar.
Hücrelerinizdeki pekçok metabolik süreci bozarlar.Depresyon gibi problemlere neden olabilir ve net düşünme yetimizi hasara uğratabilirler. Osteoporoz veya hipotiroidi gibi hastalıkların seyrini ağırlaştırabilirler.
Yüksek düzeyde metaller aynı zamanda miyelinizasyonu yani sinirlerin kılıflanması sürecini hasara uğratırlar ve yanlış iletiye sebep olurlar. Bu nedenle hafıza ve bilişsel yetiler direkt olarak metal zehirlenmesinden etkilenirler.
Ama en ciddi problem,ağır metallerin vücudumuzdaki iç biyokimyasal çevrenin zayıflamasına neden olmalarıdır. Bunun sonucunda  fırsatçı bakteriler, virüsler, parazitler ve mantarlar vücutta çoğalarak çifte problem yaratırlar.
Metallerin vücuttan atılması çok zor olabilir. Bazen varlıkları testlerle de kolayca belirlenemeyebilir. Bunun nedenlerinden biri cıva gibi bazı metallerin virüs ve bakterilerle sıkı bir ilişki içinde olmasıdır. Bu anayolda meydana gelen iki kazanın birbiriyle ilişkisine bir örnektir.
Metaller ve mikroplar tek başına sorun oluşturabilirler ama bir araya gelmeleri etkilerini artırır. Aynen anayolda meydana gelen iki zincirleme kazanın iki farklı yerdeki kazaya göre trafiği daha fazla yavaşlatması gibi.
Eğer bozuk metilasyon nedeniyle bu durum olmuşsa ,hem mikroplar hem de metaller hücrelerinize birlikte yerleşirler ve metallerin bu durumda tespit edilmesi zorlaşır.
Vücudumuza çeşitli yollardan aldığımız bu toksik maddeleri metilasyon yolaklarımız iyi çalışıyorsa düzgün bir biçimde detoks yapabiliriz.Bazen genetik mutasyonlar ya da bu toksisiteye bağlı olarak genlerimizin gerekmediği hallerde de  açılıp kapanması ile bunu yeterince gerçekleştiremeyiz.
Özet olarak;metabolik metilasyon  yolumuz çalışmadığı zaman iki esas sonuç meydana gelir:
<!–[if !supportLineBreakNewLine]–>
<!–[endif]–>
1-Vücut fonksiyonlarımızın pekçoğu etkili bir performans gösteremez.
2-
Ayrıca metabolik  yolun yan ürünleri iltihaba sebep olur.
Bunlar otizmden Alzheimer’a ve kalp -damar hastalıklarından kansere  kadar pek çok durumun tetikleyicisidir.
Unutmamamız gereken; metilasyon yolunun düzgün çalışması her tipteki nörolojik enflamasyonun tedavisinde kritik bir öneme sahiptir.
Öyleyse  mutasyonu olan her bireyin otizm, kanser ya da MS vs. olacağı anlamına mı geliyor?
Metilasyon yolu problemleri otizmin ya da diğer nörolojik problemlerin oluşması için gerekli ama tek başına yeterli değildir. Çevresel koşullar ve virüsler de bu pastanın diğer dilimlerini oluştururlar.
Konu ilginç ama bir okadar da uzun. Kısa kısa yazı dizisi halinde yayınlamak da fayda var. Bu sebeple nasıl oluyor da toksik birikimler bazı insanlar da problem yaratırken bazıların da ciddi sorunlara yol açmıyor?
Devamı gelecek yayınımızda olacak…
Serpilgül Vural

Leave a Reply

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*