OTİZM ve EĞİTİM MÜCADELESİ ‘’1’’

Çocukları okul yaşına gelen anneleri daha yaz başından tatlı bir telaş alır.

Eve en yakın, en donanımlı, en başarılı en, en, en….. okullar araştırılır…
Kitaptı, çantaydı, formaydı, servisti derken ciddi eforlar sarfedilir.
Eğitim sistemimizde ki her yıl değişen uygulama ve müfredatlara, yapbozlara rağmen
Sonuçta güzel bir amaç uğruna verilmiştir bunca çaba,
Yıllar sonra ekilenler biçilecektir zannımca…

Çok yıllar önce ben de yaşadım bu tatlı telaşları, bilirim aynı duyguları…

Kıyamayız  yabancı,soğuk yüzlü okul koridorlarında bırakmaya küçücük yavrularımızı.
Kıyamayız ama aynı zamanda biliriz onun geleceğinin inşası içindir bunca sızı…
Sustururuz kalbimizin sesini,
açarız son ses aklımızın sesini…

Şimdi biraz da Otizm penceresinden bakalım eğitime,çocuğa, anneye ve sisteme…

Bizler yaşayamayız aynı sevinci hatta hüznü…
Farklıdır bizim sorunlarımız.
Eğitimle,öğretmenle,psikologlarla tanışma yaşları bile farklıdır yavrularımızın.
Üstelik yaz tatilleri de yoktur çoğu zaman.Eğitim,eğitim,eğitim…
İlkokula başlayan kuzucuklara bile ne deriz? Mini mini birler..
Bizimkilere ne diyececeğiz?
Çocuk şanslı ise iki yaş cıvarında ,değilse 4-5 yaşlarında tanışır saydığım profesyonellerle.
Daha altı bağlı, ağzı emzikli oturur eğitim masalarına….
Daha doğrusu oturamaz da ders sırasında oturmasını öğrenmekten başlar eğitim hayatına….
Kimi zaman küçük çikolata parçacıkları kimi zaman da cips parçacıkları ile kandırılarak olabildiği,yapabildiğince sandalyede uzun oturması sağlanmaya çalışılır.
Doğru bulmasam da ne yazık ki bu ödüllerle başlanır eğitime rehabilitasyon kurumlarında…
Önce oturmasını öğrenecek sonra eğitimin diğer fasıllarına geçilecektir.

Serpilgül Vural

Leave a Reply

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*