Otizmlilerin Beslenmesinde Uyarıcı Gıdaları Kontrol Etmek Neden Önemli?

Biliyorum bu konular pek çoğunuza tanıdık gelmiyor.Bu nedenle
önce eksitotoksin nedir onu ele almakta fayda var.
Eksitotoksin;uyarıcı amino asitlerin yükselmesine yol açan ( uyaran) bileşenlere verilen genel bir isimdir.
Yazılarımı takip eden pek çok kişi Nörotransmitterlerinyani sinir ileticilerinin neler olduğunu biliyorlardır.
Yine de kısaca bahsetmekte yarar görüyorum. Bunlar genellikle beyin kimyasallarıdır (proteinlerin alt birimleri olan amino asitler). Bütün vücut ve beyinde bilgi iletişimini sağlarlar ve nöronlar arasındaki sinyalleşme de onlara bağlıdır.
Bunlardan biri ya da ikisinin dengesi bozulursa, bu dengesizlik birçok probleme neden olur. Bu sebeple nörotransmiterleri destekleyici tedaviler önemli gelişmeler sağlar.
Ruh hali, enerji düzeyi, dayanıklılık ,akli denge, konuşma, motor işlevler, uyku ve hormonal fonksiyonlar nörotransmiter dengesine bağlı fonksiyonlardan sadece birkaçıdır.
Haa bu arada bahsetmeden geçemeyeceğim. Sanıldığı gibi nörotransmitterler sadece beyinde üretilmez.Hatta son yapılan çalışmalarda ortaya çıkmıştır ki Barsaklarımızda beyinden daha yüksek sayıda nörotransmitter vardır. Barsaklar 2. beynimiz diye boşuna söylemiyoruz.

Vücudumuzda iki çeşit nörotransmiterimiz vardır; norepinefrin ve glutamat gibi heyecan arttıran yani eksitatör olanlar.Bunlar uyarıcı etki yaparlar. Diğeri ise serotonin ya da GABA gibi yatıştırıcı sinir ileticileridir. Bunlar da, sakinleştirir ve ruh halini dengelerler. Bunların bir denge içinde işlevlerini yürütmeleri gereklidir.
Bunları bir tahterevalli gibi hayal edebiliriz; denge bozulduğunda uçlardan biri aşırı aktif hale gelir. Eksitatör sinir taşıyıcılar aşırı aktif hale geldiğinde, karşısındaki onu dengeleyen taraf tükenmeye başlar. Sonuç olarak uyarılma artarken rahatlama azalır. Buna karşın diğer taraf aşırı aktif olursa, yorgunluk, başdönmesi, hatta depresyon görülebilir. Bundan dolayı işin aslı dengeyi korumaktır.
Bir nörotransmiter ikilisi vardır ki herkes için hayati önem taşır. GABA (gama -amino-bütirik asit) ve Glutamat nörotransmiterleri.
Glutamat vücuttaki temel nörotransmiterlerden biridir. Özellikle çocuklarda önemlidir. Çünki yeterli düzeyler öğrenme, uzun ve kısa vadeli hatırlama için önemli.
Onun karşısında duran ”tahterevallideki” ortağı da konuşma için elzem olan rahatlatıcı GABA nörotransmiteridir.
Sinir İleticileri: GABA ve Glutamatı dengelemek
Bu iki nörotransmiter çifti arasındaki dengesizlik otistik davranışlarda önemlidir. Tahterevallinin bir ucunda yüksek eksitatör sinir iletimi uyarıcı davranışlara sebep olur, bunlara stim denir. Tahterevallinin aşağı ucundaki düşük düzeydeki rahatlatıcı sinir iletici konuşma yetersizliğine sebep olur.
Buna ek olarak yüksek düzeydeki glutamat, sinirlerin ateşlenmesine, nörolojik iltihap ve hasara yol açar. Bu hasar otizmde ve diğer nörolojik hastalıklarda gördüğümüz semptomlara yol açarlar.
Glutamat GABA’nın ön maddesi olduğundan normal koşullar altında fazla glutamat otomatik olarak GABAya dönüşür. Bu normal dengelenmeyi kafanız fazla dolduğunda kendisiniz uykulu ve dikkatinizi veremez hale geldiğinizde yaşarsınız.
Fakat çeşitli nedenlerle vücut glutamatı yeterince düzenleyemez. çocuklarda sıklıkla gördüğümüzgibi glutamat zehirli düzeylere yükselir. Bu nörotransmiter çifti içindeki çok hassas dengeyi bozar ve glutamat düzeyi birikerek yükselirken, GABA aşırı düşük hale gelir.
Glutamat/GABA tahterevallisinde glutamat fazla yükseğe çıkarsa, dengeyi geri getirmek ve yüksek glutamatın sebep olduğu sağlık sorunlarını düzeltmek için glutamat alımını sınırlamak hayati önem taşır.
Eksitotoksinler: ‘Öldüren lezzet (Health Press 1996) ‘ isimli kitabında sinir cerrahı Russel Blaylock eksitotksinleri, (işlenmiş yiyeceklerde yaygın olarak kullanılan glutamat ve diğer amino asitler) ve onların nörolojik hastalıklara katkılarını tanımlamıştır.
Bu kitap on yıldan uzun bir süre önce basılmış olmasına rağmen birçok insan halen MSG, aspartam ve diğer yiyecek katkı maddelerinin yarattığı sağlık risklerinden habersizdirler.
Bu maddeler yiyeceklere, büyük gıda endüstrisi şirketleri için çalışan besin bilimciler tarafından ekleniyor. Şirketler bu kimyasalları yiyeceklere ekliyorlar. Çünki eksitotoksinler, beyni belli bir yiyeceğin lezzetli olduğu yalanına inandırabilir.
Maalesef eksitotoksinler yani heyecan yükselten zehirler, eksitatör sinir ileticilerinın, glutamat da dahil olmak üzere düzeyini de yükseltirler ve potansiyel olarak sinir hücrelerinin ölümüne yol açarlar. Buna ek olarak glutamat zehirlenmesi şunları negatif olarak etkiler:
  • Beyaz kan hücreleri (Eozinofil yani lökositlerin düzeyinin yükselmesine yol açarlar). Bu Enflamasyon tepkisine yol açar ve bu arada vücuttaki diğer bazı ara maddeleri tüketir.
  • Kan Damarları (Migrene sebep olurlar ve kan basıncının düzenlenmesi bozulur): Çalışmalar gösteriyor ki glutamat kan basıncını yükseltebilir ve kan basıncında düzensizliklere sebep olur.
  • Beynin belli bölgeleri hipolatamus dahil olmak üzere, hipokampüsteki sinir hücreleri (nöronlar), Purkinje nöronları. Bunlar dil ve konuşma ile ilgili alanlardır.
Araştırmalar ve klinik çalışmalara göre fazla glutamat düzeyi bir dizi nörodejeneratif hastalığa katkıda bulunur. Bunların içinde Alzheimer, Parkinson, Huntington, inme, multipl skleroz ve ALS vardır. İşte bu nedenle glutamat düzeyini kontrol etmek hem çocuklar hem de yetişkinler için faydalıdır. Özellikle de genetik faktörler yüzünden metilasyon döngüsü iyi düzeyde çalışmıyorsa kesinlikle şarttır. çocukların çoğu glutamat düzeyinin düşmesinden fayda sağlamış olsalar da buna siz ve sağlık uzmanınız çocuğunuzun testleri ve takibi ile birlikte karar verebilirsiniz.
GABA: konuşma ,serinkanlılık için gereklidir.
Yüksek glutamat sinir hücrelerinde yangına yol açar ve nörolojik inflamasyona neden olur. Çok fazla glutamat otomatik olarak GABA ya dönüşür. Bunun dengede olması önemlidir.
Bu dengeyi bozmamak için :
  • Katkı maddeleri,tatlandırıcılar
  • Yağlar (iyi yağlar kullanılmalı)
  • Böcek ilaçları , hormon, antibiyotik ve GDO’ lu ürünleri terk edilmelidir.
Glutamatın beyinde 6 farklı tipde reseptörü vardır. NMDA reseptörü vücudumuzda nöronlara Kalsiyum taşır. Fazla kalsiyum alındığında nöronlar dinlenemez hiç durmadan çalışır. Bu da bir inflamasyon kaynağıdır.
Magnezyum ve çinko kalsiyum akışını modüle eden minerallerdir.
Glutamat sinir hücrelerine zarar verir ,otizmde beynin biyokimyasının anahtar faktörlerindendir .Sinir hücrelerinin yüzeyinde yer alan reseptörlerin bazı görevleri vardır.Nörotransmitterler glutamat reseptörleri ile birlikte hücre içine girerler.Fazla glutamat reseptörü demek daha çok uyarıcı nörotransmitter demektir. Bu da hücre için iyi değildir.
Bazı bilimsel çalışmalarda bilim adamları otizmli bireylerin otizmli olmayanlara kıyasla yüksek eksitatör nörotransmiterlerine sahip olduklarını keşfettiler.
Otizmli kişiler glutamat ve diğer toksik kimyasallar için gereğinden daha fazla reseptörler üretebiliyorlar.Daha fazla glutamat reseptörleri daha fazla nörotransmiter çekmeye yatkın olacaktır ve hücre içinde daha yüksek düzeyde eksitatör kimyasala yol açacaktır.
Ulusal Alternatif Tıp Kurumu eski başkanı Dr. Mark Neveu, glutamat eksitatöründen bahsederken glutamat tabanca, kalsiyum da mermidirdemişti. Bu nedenle kalsiyum takviyesini verirken dikkatli olmak gereklidir. Kalsiyum alımını sınırlarken magnezyum ve çinkoyu vermek kalsiyum düzeyini orta ile düşük arasında tutmaya yardımcı olur.
Bu kemik sağlığı için gerekli miktarı, sinir harabiyeti yapmadan dengeleme imkânı sağlar.
Glutamat ve Zeka
Otistik davranışlar gösteren çocukların bazıları çok zeki, hatta belli bir kısmı ‘dahi’, bazı alanlarda (hafıza gibi) olağanüstü zihinsel yetenekleri olan insanlar olarak kabul edilmiştir. Dr. J. Z Tsien ve ekibi glutamat reseptörleri ile öğrenme ve hafıza yetilerinin yüksek olması arasında karşılıklı bir ilişki olduğunu gösterdiler. Bununla birlikte bu durumun önemli bir dezavantajı var: yüksek glutamat düzeyleri ile felç ve epilepsi aktiviteleri arasında da karşılıklı bir ilişki vardır.
Bu çalışmadan çıkartabileceğimiz, daha zeki insanların sıklıkla daha yüksek glutamat reseptöler aktiviteleri olduğudur. Aynı zamanda yüksek reseptör aktivitesi zeki insanları yüksek glutamata ve sinir hasarına karşı daha korunmasız yapar. Bu nedenle glutamat seviyelerini düşürerek bu sorunla başa çıkmak aşağıdaki kişiler için önerilir:
  • Otizmli çocuklarda
  • Nörolojik problemleri olan yetişkinlerde
  • Ailesinde bu çeşit problemleri kişilerde
  • Atriyal fibrilasyonlu kişilerin de glutamat GABA dengelenmesinden yarar sağladığı görülmüştür.
Sinir hasarını engellemek için glutamat düzeyini düşürmek hemen herkes için yerinde bir önleyici tedbirdir. Dengeyi yeniden sağlamak için ilkönce glutamat içeren gıdaları sınırlandırmalıyız. Bununla birlikte GABA düzeyini, sağlıklı hale getirmek için takviye önerilerini takip edebiliriz.

Yüksek Glutamat/GABA Tükenmesi Semptomları
Nörolojik hasara ek olarak glutamat ve diğer eksitotoksinler (uyarıcı toksinler) vücudun diğer fonksiyonlarını da etkilerler. Glutamat, beyni hasardan korumak için vücuda uyuşturucu salgılaması uyarısını verir. Bu da bazı çocuklarda görülen ” çevreden kopuk ” olma durumuna neden olan faktörlerden biridir.
Yüksek glutamat düzeyi aynı zamanda ana antioksidan olarak sağlıklı detoks yapan ve iltihaptan koruyan glutatyonu da tüketebilir. Glutatyon düzeyi düşünce aşırı geçirgen bağırsak (ya da irritabl bağırsak sendromu, IBS) yönünde bir eğilim olacaktır. Glutatyon sinirleri hasardan koruduğu için, yetersiz olması durumunda sinir hücresi ölümleri meydana gelir.
Glutamat fazlası aynı zamandauykusuzluk, yatak ıslatma, göz kontağında azalma ve gözün odaklanamaması gibi problemlere de yol açabilir.
GABA, özellikle konuşmada anahtar rol oynar. (GABA’nın, genellikle felçli hastalarda konuşmanın geri gelmesine yardım etmek için kullanılmasının nedeni budur.) Sonuç olarak, dilin geri dönüşü genellikle glütamat/GABA tahterevallisi dengesinin bir sonucudur.
GABA, duyduğumuz sesleri, anlamamız için bize yardım ederek, beyin tarafından duyusal bütünleşmeyi desteklemek için kullanılır.
Yeterli GABA düzeyleri ile arka plandaki sesleri azaltabilir, böylece belirli bir ses ya da kelimenin başlangıcını kolayca fark edebiliriz. Kelimeleri tanımamız ve bir konuşma geliştirmemiz bu şekilde olur. Düşük GABA düzeyleri varsa söylenen kelimeler, bağlantısız bir cümle gibidir bu da anlamayı zorlaştırır.
Aslında, dil yetileri ilk kazanıldığında ilk iletişimleri genellikle bağlantısız cümlelere benzer. Çocukların, ebeveynleri yavaşça, kelimeler arasında boşluk bırakarak konuştuklarında daha iyi anlamalarının nedeni budur.
Düşük GABA düzeyleri, sosyal davranışı azalttığı gibi saldırgan davranışları da artırabilir. Düşük GABA, göz kontağında azalma ve odaklanmada sorunlarına yol açar. Bazı çocuklarda, düşük GABA düzeylerine bağlı olarak her iki göz bebeği burna doğru içe yönelirken bazılarının gözlerinde yatay ya da dikey titreme (nistagmus) görülebilir.
Düşük GABA düzeyleri, bağırsak hareketlerini azaltır. Teskin edici bir sinir ileticisinin bağırsak hareketlerini artırması mantıksız görünebilir fakat GABA aslında bağırsak kasılmasına yardım eder. Ayrıca GABA salınımı, alt özofagus (yemek borusu) geçici gevşemelerini azaltmaya yardım edebilir ve gastroözofagiyal reflüyu azaltır.

Toksik Yiyecek İçerikleri

Tüm bu nedenlerle , glütamat, glütamik asit, aspartat ve/ya da aspartik asit ve sistein içeren (ya da vücudun üretmesine yol açan) bütün yiyeceklerden (ve besinsel tamamlayıcılardan) kaçınmak önemlidir. Bu amino asit varyasyonlarının bütün formları eksitotoksin gibi hareket ederler.
Ayrıca, çok fazla kalsiyum “mermileri” oluşturmadan, sağlıklı kemikleri koruyacak kalsiyum kaynakları olanbitki ve yiyecek kaynaklarını kullanarak, kalsiyum alımını düşük/ılımlı düzeylerde ve kabul edilebilir kaynaklarla bir süre sınırlamak, en iyisidir.
Tümüyle sağlıklı, tam bitkisel yiyecekler ve tahıllardan oluşan bir diyetle beslenmedikçe, hangi yiyeceklerin eksitotoksin içerdiğini keşfetmek için etiket okumayı öğrenmemiz gerekecektir.
Çocuklarınızın diyetinden hem glütamatı hem de aspartamı çıkartmanız önemlidir.Çünki hücre içinde, aspartat glutamatı oluşturabilir ve tersi de geçerlidir. Hem glütamat hem de aspartat, yiyecek katkılarında yaygın olarak kullanılır, en yaygın olan ikisi, MSG (monosodyum glütamat) ve aspartamdır.
Bu ikisi dışında daha pek çok dikkat gerektiren gıda vardır. Daha ayrıntılı bilgi için www.otizmdunyasi.com a başvurabilirsiniz.
Not: Bu yazı bir tavsiye niteliği taşımamktadır.Sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuzla görüşmeden uygulama yapmayınız.
Serpilgül Vural
Takip Ediniz
E Maille Takip Et56
https://www.facebook.com/Ekemis/0
https://www.facebook.com/Ekemis/
https://aboutme.google.com/u/3/?referer=gplus20
http://ekemis.com/otizmlilerin-beslenmesinde-uyarici-gidalari-kontrol-etmek-neden-onemli/

2 Comments

Leave a Reply

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial