Otizmlilerdeki Duyusal Sorunlar Sinesteziyle İlgili Olabilir mi ?

 

sinestezi

Sinestezi otizmlilerde daha sık görülüyor.

Yeni moleküler genetik araştırmaların verilerine göre; normal gelişim gösteren bireylere kıyasla Otizmli bireylerde Sinestezi görülme olasılığı daha yüksek .

Cambridge Üniversitesi’nden bir grup bilim adamı sadece tipik bireylerin % 7,2’sinde sinestezi rastlanırken otizmli kişilerin % 18.9’unda rastlandığını tesbit etmişler.

Sinestezi nedir?  Öncelikle ona bakalım:

Sinestezi, istemsiz yoğunlaşma sonucu ortaya çıkan belirgin canlı ve güçlü duyusal deneyimdir.

Sinestezinin birçok şekli vardır. En sık izlenen şeklinde kişi, harfleri renk olarak deneyimler. Her harf, kişi tarafından farklı bir renk olarak algılanır. Bu kişiler, eğer erken çocukluk döneminde bu deneyimi yaşamaya başlarlarsa sinezteziyi günlük normal, olağan bir olay olarak düşünürler.

Hepsinin olmamakla birlikte bir çoğunun bellekleri çok iyidir. Ancak, hatırlamada daha çok eşlenikleri kullanırlar. Nesnelerin uzamsal yerleşimini çok kesin olarak hatırlarlar. Yüksek zekalarına rağmen, bir kısmı belirgin olarak hesap yapmakta zorlanır. Sağ-sol yanlarını sıklıkla karıştırırlar.

Birinci derece akrabalarında disleksi (okuma bozukluğu), otizm ve dikkat eksikliği normal toplumdan daha sık olarak rastlandığı düşünülmektedir.

Sinestezikler harfleri duyduğunda her harfe eş olarak renk, ses, tat, dokunma ya da  koku algıladıklarını da  tanımlamaktadırlar.

Bazen ağlayan bir bebeğin sesi sinestezik bir kişide hoşa gitmeyen sarı renk olarak deneyimlenir. Sinesteziklerin çoğu için, sinestezi tek yönlüdür. Yani, sesleri renk olarak deneyimleyen bir kişi, renkleri ses olarak deneyimlemez. Bir kişi A harfini kırmızı olarak deneyimliyorsa, farklı el yazılarıyla veya küçük karakterlerle yazılsa da, A harfini daima kırmızı olarak deneyimler.

Ses-renk sinestezisinde genellikle, kişiler gözlerinin önünde renkler görürler ve sesin perdesinin değişimiyle renkler de değişir. Bu kişiler görme alanlarının tamamen renklerle dolduğunu ifade ederler.

Bazılarında müzik notaları farklı tatlar hissetmelerine neden olabilir. İnsanların çok azı günlük olağan durumda bu deneyimi yaşarlar.

Bazı araştırmacılarca, dil dışı düşünmenin özel bir belirtisi olarak kabul edilirken, bazılarınca tam bir “hastalık”, “anormallik” veya mucize, mistik bir insan yeteneği olarak kabul edilir. Kimilerince, Sinestezi bir hastalık olarak değil de bir duyusal algılama “hediyesi” olarak da görülebilir.

 

Cambridge Üniversitesi’nden bir grup bilim adamının bu beklenmedik tesbitine göre;

” Otizm ve Sinestezi arasında ortak bir paylaşım var.

Beyinde mesaj iletimi için kullanılan ağların tipik olmayan bağlantıları, bir olay olduğunda bir başka bir algıyı otomatik olarak tetiklemektedir.

Otizmlilerde gözlenen aşırı sinirsel bağlantı, sinestezi gelişmesine de neden olabilir. ”

Cambridge Üniversitesi Otizm Araştırma Merkezi’nde Prof Simon Baron Cohen başkanlığındaki ekip,

164 yetişkin otizmli ile otizmli olmayan 97 yetişkini sinestezi açısından  test ettiler.

Sonuç olarak, otizmli  31 kişide sinestezi tesbit edildi.,

Deneklerin  21’inde sesin renkli bir görsel deneyimi tetiklediği, bunların 18’inde sinestezinin ikinci en yaygın formu olan sesleri renk olarak (siyah/beyaz) algılama rapor edildi.

Ayrıca 18 kişinin de görsel algılarının,  acı, koku veya tat algılarını tetiklediği  tesbit edildi.

Profesör Baron Cohen;

” Biz, 25 yılı aşkın bir süredir otizm ve Sinesteziyi inceledik ve  artık Otizmle bir bağı olmadığını kabul etmiştik.

Bu yeni bulgular erken beyin gelişim dönemindeki ortak faktörleri araştırmanın önemli olduğunu ortaya koydu. Erken beyin gelişim dönemindeki bebeklerde beyin iletişim ağlarının doğal budanması sırasında, nöral bağlantıların çoğunun apopotozis ile kaybedilmeye programlanmış.

Apoptozis ; embriyonik gelişim safhalarında çeşitli doku ve organların oluşumu sırasında o dokuyu veya organı oluşturacak hücrelerin moleküler temelleri olan bir uyarıyla yaşamsal faaliyetlerine son vermeleri olayıdır.

Dil ve Genetik Enstitüsü Bölüm Direktörü, Profesör Simon Fisher ve ekibin diğer üyesi Nijmegen Max Planck diyor ki:

Bilim adamları Otizmde genlerin önemli bir rolü olduğuna inanmaktadırlar. Ancak tesbit edilen genler henüz otizm için tam olarak spesifiye edilememiştir.

Sinestezi de  genetik olduğu düşünülen, ancak altta yatan spesifik genlerin  henüz tesbit edilemediği bir durumdur.

Bu yeni araştırma, bu iki durum arasında paylaşılan ortak genlerin üstünde çalışmak gerektiğini göstermekte ve bizi heyecanlandırmaktadır.

Otizmle sinestezi arasında bulunan ortak genetik bağlantıların beyindeki nöral bağlantıların kaybını ortaya koyma konusunda bize yardımcı olacak diye düşünmekteyiz.

Cambridge Üniversitesinden Donielle Johnson da  şunları söylüyor:

” Otizmli bireylerde  duyusal hiper-duyarlılığın  yüksek seviyede olduğu rapor edilmiştir.

Bu yeni çalışma ile bu nüfusun gözardı edilmiş duyu sorununu Sinesteziyi tanıyarak  bir adım daha ileriye götürebiliriz.

Hatta otizm dostu öğrenme ortamlarının tasarımını bunlara göre planlamamız, eğitimci ve doktorlar için de önemli katkılar sağlar.”

Serpilgül Vural

www.molecularautism.com/content/4/1/40

Leave a Reply

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*