Otizme kısa bir bakış…

genefamilymuOtizm, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan karmaşık bir nöro-gelişimsel bir bozukluktur. Otizmin, beynin yapısını ya da işleyişini etkileyen bazı sinir ve sindirim sistemi sorunlarından kaynaklandığı görüşü hakimdir. Özellikle son yıllarda çok sayıda üniversite tarafından bu yönde bilimsel araştırma sonuçları yayınlanmaktadır.

Otizm spektrum bozukluğunun nörolojik sorunlar şeklinde yansıyan son derece karmaşık sağlık sorunlarından kaynaklandığı son yıllarda yapılan yayınlarla gösterilmeye başlanmıştır. Otizmli bireylerin bir bölümünde (yaklaşık %35), beyindeki anormal elektrik hareketlerine bağlı olarak; nöbet, istemsiz hareketler, bilinç yitimi vb. nörolojik sorunlar da görülebilir.

Otizm, günümüzde rastlanan en yaygın nörolojik bozukluklardandır. ABD Hastalıkları Kontrol ve Mücadele Merkezi’nin (CDC) açıkladığı son rapora göre, ABD’de her 68 çocuktan birinde otizme rastlanmaktadır. Erkek çocukları için ise bu oran 1/25′ e kadar varabilmektedir.

2008’de her 88 çocuktan birinde,

2006’da ise 110 çocuktan birinde otizm görülüyordu.

2000 yılından bu yana hızla artmaya devam eden bu oran,

2008’e göre yaklaşık yüzde 30,

2006’ya göre yüzde 60,

2000 yılına göre ise yüzde 120 oranında artış göstermiştir.

Bazı bilim adamlarına göre 2025 yılına gelindiğinde doğan 2 çocuktan 1’inin Otizmli olma olasılığı hayli yüksektir.

ABD’de 2 milyonun, Dünyada ise 10 milyonun üzerinde Otizmli bulunduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde ise sağlıklı bir istatistik bulunmamakla birlikte dünya ortalaması üzerinden düşünülerek 500 bin civarı otizmli olduğu tahmin edilmektedir.

Otizmin, Amerikalı bir aileye yıllık maliyeti ise 40 ila 60 bin dolar arasında değişmektedir. Bu sebeple nedenlerinin saptanıp önlemler alınması dünya ekonomisi ve gelecek nesillerin sağlığı için önem arz etmektedir.

Otizmin anne-babadan kalıtım yoluyla geçmiş olabileceğinden kuşkulanılmaktaysa da 2014 yılında Amerikan Tıp Derneği Dergisi’nde yayınlanan 1982 ve 2006 yılları arasında İsveç’te doğan 2 milyondan fazla çocuğun verileri üzerinden yürütülen çalışmanın sonuçları ile çevresel faktörler ve genetiğin Otizmi eşit oranda tetiklediği bilgisine ulaşılmıştır.

Otizme her çeşit toplumda, ırkta ve ailede rastlanmaktadır. Dolayısıyla, bu özelliklerin hiç birinin otizmle ilişkili olmadığı kabul edilmektedir. Ancak, Otizmin, erkeklerdeki yaygınlığı kızlara kıyasla 4 ila 5 kat daha fazladır.

Otizmin çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin ekonomik koşullarıyla ilişkisi yoktur. Fakat aile yaklaşımı,  eğitim ve tedavi imkanlarına ulaşabilmenin Otizmli çocukların sorunlarını aşmasına etkisi olduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Maalesef gerek otizmli çocuklar arasında, gerekse otizmli çocuklarla doğal gelişim gösteren çocuklar arasında, eğitim ve sosyal imkanlara ulaşma yönünden büyük eşitsizlikler söz konusudur.

Otizm, bazen zihinsel engellilik, motor koordinasyon güçlüğü, dikkat, uyku, sindirim ve sinir sistemi rahatsızlıklar gibi fiziksel sağlık sorunları ile ilişkili olabilir.

Otizm tanısı alan çocukların değişik derecelerde öğrenme güçlüğü bulunmakla beraber yüksek zeka seviyesine sahip otizmliler de mevcuttur. Otizmli bireylerin pek azında (yaklaşık %10) çok güçlü bellek, müzik yeteneği, görsel beceriler, matematik, sanat ve benzeri konularda üstün özelliklere rastlanır.  Önemli bir kısmı normal zeka seviyelerine sahip olmalarına rağmen, ancak farklı öğrenme metotları ile gerçek potansiyellerini gösterebilirler. Ayrıca, zeka testlerinde belli alanları, diğer alanlara kıyasla çok daha geri ya da ileri bulunabilir.

Bilimsel çalışmaların ışığında saptanmış özel eğitim yöntemlerinden yararlanarak haftada 40 saat gibi bir süre ile yoğun ve doğru eğitim verilmesi, saptanan sağlık sorunlarının sağaltılması ile otizmli çocukların otizm semptomlarının birçoğunu yenmesi mümkündür. Şayet gereken imkanlar sağlanmaz kendi hallerine bırakılır ya da yanlış uygulamalara maruz kalırlar, toplum ve aile tarafından desteklenmezlerse gelişme gösteremedikleri gibi sorunları giderek artabilmektedir.

Pek çok otizmli çocukta kendiliğinden öğrenme yetisi bulunmadığından eğitim ve çevresel destek çok önemlidir. İyi bir destekle otizmli bireyler kendi işlerini yapabilen hatta toplum için verimli çalışmalar yürüten yetişkinler haline gelebilmektedirler. Bazıları son derece yetenekli olduklarından bilim, teknik ve sanata büyük katkılar sağlayabilmektedirler…

Otizmin belirtileri nelerdir?

Otizm, üç alanda yaşanan sorunlarla kendini gösterir. Bu alanları ve her birinde gözlenebilecek belirtileri şöyle sıralayabiliriz:

A. Sosyal İlişkilerde Güçlük

1. Başkalarıyla göz teması kurmakta zorlanmak

2. Çevredeki kişilerin yaptıklarıyla ilgilenmemek; onlar kendisiyle ilgilendiğinde ise kayıtsız kalmak

3. Arkadaşlık ilişkileri geliştirememek

4. Pek çok şeyi başkalarıyla birlikte değil de kendi başına yapmayı yeğlemek

B. İletişim Güçlükleri

1. Bazı sözleri tekrar tekrar ve ilişkisiz zamanlarda söylemek

2. Dil ve konuşma gelişiminde akranlarının gerisinde olmak ya da hiç konuşmamak

3. Başkalarıyla sohbet başlatmada ve sürdürmede zorlanmak

4. Çevresinde bulunan aynı yaşlardaki çocukların oynadığı oyunlara ilgi göstermemek

C. İlgi ve Davranış Takıntıları

1. Sıra dışı beden hareketleri yapmak; örneğin, sallanmak, çırpınmak ya da dönmek gibi

2. Günlük yaşamdaki düzen değişikliklerine katlanamamak; örneğin, eşyaların yerinin değişmesi

3. Bazı sıra dışı konulara karşı aşırı ilgi duymak; örneğin, Arabaların nasıl çalıştığı gibi

4. Bazı nesnelerle sıra dışı hareketler yapmak; örneğin, nesneleri döndürmek ya da sıraya dizmek.

Amerikan Psikiyatri Birliğine göre; Otizm tanısı için çocuğun yukarıda sıralanan 12 belirtiden en az altısına sahip olması ve bu belirtilerden en az ikisinin sosyal etkileşim alanından, en az birinin de diğer iki alanlardan gelmesi gerekmektedir.

Bunun yanı sıra sayılan belirtilerden en az birinin 36 aydan önce varlığını göstermesi otizmin habercisi olabilir.

Bir çocuk hangi hallerde otizm açısından değerlendirilmelidir?

İsmini söylediğinizde bakmıyorsa,

Söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa,

Başkalarıyla göz teması kurmuyorsa,

Parmağıyla ile istediği şeyi göstermiyorsa,

Oyuncaklarla oynamayı bilmiyorsa,

Bazı sözleri tekrar tekrar ve ilişkisiz ortamlarda söylüyorsa,

Konuşmada akranlarının gerisinde kalmışsa,

Akranlarının oynadığı oyunlarla ilgilenmiyorsa

Sallanmak, çırpınmak ya da kendi etrafında dönmek gibi garip hareketleri varsa,

Aşırı hareketli ya da tam tersi hareketsiz ise ve hep kendi bildiğince davranıyorsa,

Gözleri bir şeye takılıp kalıyorsa,

Bazı eşyaları döndürmek, sıraya dizmek gibi sıra dışı hareketler yapıyorsa,

Günlük yaşamındaki düzen değişikliklerine aşırı tepki veriyorsa,

Serpilgül Vural

Leave a Reply

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*