Ana sayfa Eğitim Evren ve İnsan Genel

TÜRKÇE 3

Dillerin tarihi ve Türkçe;

Dillerin yapısına bir göz atınca, şunu ileri sürmek hiç yanlış olmaz. Diller ikiye ayrılır, TÜRKÇE ve diğerleri. Şu anda dünyanın en olağanüstü ve güzel dili ile bu satırları okuyorsunuz.

Türkçe başlığını görüp de bu dilin özel olduğunun farkında olmalısınız ya da yeni farkındalığınız oluşacak. Yazımızın bu 3. Bölümünde Türkçe ve diğer dillerin tarihi üzerine yapılan çalışmalardan bahsedeceğim, tabi “Türkçe” yazı dizimizin 1. bölümünde yer alan Uzaylılar ve Yapay Zeka ile Türkçenin nasıl bir bağlantısı olabileceğini de açıklamaya çalışacağım.

Öncelikle bu gün için elimizde olan iletişim olanaklarımız ile her türlü bilgiye ulaşabildiğimize göre dillerin tarihi için de bu bilgiye ulaşmak kolaydır diye düşünülebilir. İşin aslı hiç de öyle değildir. Bu gün dillerin nasıl oluştuğuna dair çok sayıda önerme olmakla birlikte üzerinde düşünce birliğine varılan bir önerme henüz olmamıştır. Bunun en önemli nedeni de dil öğrenmenin zorluğu ve bu zorlukla birlikte değerlendirmenin de çok kolay olamadığıdır. Dünyada kendi ana dilinden başka çok sayıda dil konuşan insanlar vardır ve bunların sayısı da çok sınırlıdır. Bazı beyinlerin farklı çalışması ile ilgili bir durum. Bu nedenle dil konusunda çok farklı önermelerin olması ve sonuca ulaşılamamış olması da normal karşılanmalıdır. Çözüm bu konuda geliştirilecek yapay zekaya kalıyor diyebiliriz.

Dil ile ilgilenen herkesin ilk merak ettiği konu mesajlaşmak için ağızdan çıkan ilk sesin ne olduğu ve “ağızın” bu sesleri çıkarmak için nasıl bir ses gelişmesi göstermiş olduğudur.

Şu anda iletişimde bulunduğumuz diller içinde ilk dil var mıdır? Ya da ilk dil hangisi olabilir? Gibi sorular henüz yanıtsızdır. Dillerin benzerlikleri dolayısıyla sınıflandırma yapılmıştır.

Elbette coğrafi alanlardaki uzaklıklar, dillerdeki farklılaşma da önemli etkendir, ortak yapıda olup farklılaşan diller bu şekilde ayrışmaktadır. Örneğin Hint Avrupa Dil Ailesi gibi. Bu guruptaki dillerin de kökeni aynı olup birbirlerinden etkilenmişlerdir. Gelişmeleri zaman içerisinde evrimleşerek olmuş ve gelişimlerine de devam etmektedirler. Hami-Sami dil ailesi, Hint-Avrupa dil ailesi, Çin- Tibet dil ailesi, Bantu dil ailesi (Afrika dil grubudur) de gelişim olarak bu şekilde düşünülebilir. Ancak bizim üzerinde durduğumuz asıl konu içinde Türkçenin de olduğu Ural Altay Dil gurubudur. Bazı dillerin bu grupta olduğu tartışmalı da olsa, bu dil gurubunun merkezinde yer alan TÜRKÇE en yaygın ve kuralları çok net olan bir dil olarak çok dikkat çekicidir.

 Matematiğe dayanan TÜRKÇE’yi Birileri mi  oluşturdu ?

Zaman içinde oluşan farklı dillerin etkilerine rağmen Türkçe, kendine dönebilen ve sarsılmaz yapısı olan bir dildir. Başka dillerden gelen etkiler uymaz ve ÖZ TÜRKÇE’ nin kendini koruma özelliği vardır. Her türlü olumsuz kültür etkilerine rağmen ( Bu konuda Örnekler verilecektir.) sonuçta kazanan Türkçe olmuştur ve olmaya da devam edecektir.

Burada dikkat edilmesi gereken konu;

Türkçe Diğer Diller Gibi Evrimleşen Bir Dil Değildir. Onları Etkiler Ancak, Onlardan Katkı Alabilen Bir Dil Yapısında Değildir. O Sözcükler Türkçeye Uymazlar. Türkçeden Kolayca Ayırt Edilir Ve Ayıklanırlar

 

Türkçe yapısı itibarıyla çok zekice matematiksel olarak bir sistematik olarak oluşturulmuş bir dildir. Bu dilin evrimsel süreci zaman içindeki gereksinmelere göre ortaya çıkan ve yine kendi kuralları ile yapısına özgün türetilebilen yeni sözcük dağarcığıdır.

 

Başlangıcı planlanmamış OLAMAZ. İncelerseniz bunu ayırt edebilirsiniz. Prof. Oktay Sinanoğlu’nun saptaması da bu yönde, “BİRİLERİ” oturmuş ve oluşumu matematiğe dayanan TÜRKÇE’yi oluşturmuşlardır.

Türkçenin bu özelliği varken elbette karşılaştığı sorunlar da var. Öncelikle Kültür Emperyalizmi Türkçenin olağanüstü farkını görmezden gelmekte kendi uydurma dillerini de ön plana çıkarmaktadır. Örneğin İngilizce sözcüklerin birçoğu dışarıdan İngilizceye katılmıştır. Uyma ya da uymama sorunu yoktur, zira İngilizcenin de diğer diller gibi elle tutulur kuralları yoktur. Tıpkı Düzenli ve Düzensiz fiiller ifadesinde olduğu gibi!

Dil oluşumu önermelerinde bizi ilgilendiren en önemli çalışma Yine Atatürk tarafından önerilen ve bu yönde çalışmalar yapılan GÜNEŞ DİL ÖNERMESİDİR. 

Güneş Dil Önermesi Türkçenin Dünya üzerindeki ilk ve en köklü dillerden biri olduğunu ileri süren bir Önermedir. Bu önermenin  kaynağı Dr. Phil hermannn F Kvergitsch’nin “Türk dillerindeki bazı unsurların psikolojisi” adlı, Fransızca hazırlanmış basılmamış eseridir. Bu çalışma 1935 yılında yazarı tarafından Atatürk’e gönderilmiş ve Atatürk tarafından incelenip geliştirilerek “Güneş Dil Önermesi” olarak sunulmuştur. Bu önermenin detaylarına bu linkten ulaşabilirsiniz. 

Önermenin  ana düşüncesi; Ağızdan ilk çıkan ses doğal olarak “A” olmalıdır. Sonra da “Ğ”. Bu da Türkçede olan seslerdir ve Türk dillerinde anlam olarak “yaratmak”, “renk değiştirmek”,  “ışık”,  “gök”, “ zeka”,  “ateş” anlamında kullanılmaktadır. Dolayısıyla Dünyada ilk kullanılan dil Türkçe olmalı düşüncesine dayalı bir önermedir. Türkçenin üstünlüğünü gösteren bu çalışma diğer dil bilimciler tarafından kasıtlı olarak görmezden gelindi ve üstü kapatıldı. Türkçenin yapısını gerçekten inceleseler bu çalışmaya da gerek kalmaksızın üstünlüğünü kabul etmeleri gerekirdi.

Atatürk öldükten sonra Ankara Üniversitesinde bu önerme üzerine okutulan derslere de son verildi. Görüldüğü üzere Türkçemizin Kökenini bilemesek de bu günkü arılığına yeniden ulaşmasını sağlayan, geliştiren Atatürk’e çok şey borçluyuz.

Türkçenin tarihi üzerine çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bunlardan dikkat çekici olanlardan biri de Ünlü Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın bu konuda ki çalışmasıdır. Sümer Tabletlerinde 700 civarında Türkçe kökenli sözcük bulunduğunu ve Sümerlerin Türk kökenli olabileceklerini belirtmiştir. Yaşayan en ünlü Sümerologlardan biri olan Muazzez İlmiye Çığ, son kitabı “SUMERLİLERDE TUFAN, TUFAN’DA TÜRKLER”de,  Sümerlerin Türk olduklarına ilişkin yapılan son çalışmaları anlatıyor ve “Bugüne kadar ‘Tarih Sümer’le başlar’ deniyordu. Fakat Türklerle Sümerler arasında çeşitli konularda ortaya çıkan bağlar dolayısıyla, bunda böyle ‘Tarih Türklerle Başlar’ dememiz gerekir”  diyor ve Türkçenin En az 10.000 yıl öncesine dayanan bir tarihi olduğunu ekliyor. Bu Kültür Emperyalistlerinin işine gelen bir açıklama olamaz.

İlmiye Çığ;

“Sümerler ve Türkler belki baştan bir aradaydılar, sonra ayrıldılar. Ama bazı birliktelikler var. Ben son kitabımda bu ilişkinin jeolojik bulgularını, arkeolojik ve dilsel kanıtlarını ortaya koydum. Mesela, Sümerler kendilerine Kengerler diyorlar. Sümer, onların oturdukları bölgeye Akadlar tarafından verilen bir ad. Kengerler halen yaşayan ve uzun zamandır yaşamakta olan bir Türk boyu “

 

Atatürkün Mu Kıtası ile ilgili çalışmalarında da Türkçe ile ilgili köken araştırmaları vardır.

Burada dikkat etmek gereken konu, bir önceki yazımızda link paylaştığım, göçebe yaşamı süren Dukha Türklerinin görüntü olarak ilkel yaşamlarına inat ne ölçüde arı bir Türkçe dili kullanmalarındaki olağanüstülüktür.

Dediğimiz gibi dillerin Türkçe dışında tamamının Sürüngenvari evrimsel bir süreci vardır ama Türkçe Dil olarak birileri tarafından oluşturulmuştur.

 

Türkçe için yapılacak tarih araştırması, diğer bütün dillerden farklı olmalıdır

Türkçe için bir tarih araştırması, diğer diller gibi yapılabilecek bir çalışma değildir. Diğer dillerin hepsinin ortak bir tarihi vardır. Onlar, ağızdan çıkan ilk sesler ya da “başkalarından duydukları sesleri” kullanarak zaman içinde bu günkü dillerine ulaşmışlardır. Bu dillere ulaşabilmenin çok kolay olduğu görülmektedir. Dikkat ederseniz en küçük kabilenin bile DİĞER DİLLERLE BENZEŞEN ancak, kendine coğrafi ve nüfus yapısına özgü farklı bir dili ve binlerce yaşayan veya kaybolan dil vardır. Tarih araştırmaları bu nedenle sonuca bu diller için ulaşamaz.

Nokta koymak gerekirse o diller için tarih ağızdan çıkan bir şey anlatan ilk sesle başlar diye düşünülürken bu ses başkasından duyulan ses de olabilir. Örneğin Türkçe konuşanlardan! Ancak TÜRKÇE, yapısı dolayısıyla böyle bir tarihe sahip olamaz. Türkçe ilk olarak ne zaman kuralları ile birlikte kimler tarafından sunuldu? Diye sormak daha doğru olur.

Yazıda çelişki var gibi görülmemesi gereken konu Türkçe evrimsel süreçteki İlk dile de uygun yapıya sahiptir, ancak düşüncemiz bu dilin yapısal bir bütün olarak oluşturulup Türk kavmine sunulduğudur. “Dünyadaki ilk dildir, tek Matematiksel dildir” diye düşünmek daha mantıklıdır. Başka dillerde Türkçe kökenli birçok KÖK sözcük kullanılması da Dilimizin diğer oluşma gelişme sürecinde olan dillere yaptığı katkıdır diye düşünülmesi gerekir.

Türkçe ne zaman Dünya dili ve tek bilimsel dil olur?

Bu sorunun doğru yanıtı, Önce TÜRKLERİN kendi dillerini anlamaları üstünlüğünün farkına varmaları ve dillerine sahip çıkmaları ile olasıdır diyebiliriz. Türkçeye Türkler tarafından yapılan ihanetlerle her an her yerde karşılaşmak olasıdır ve UTANÇ vericidir. Yazı dizimizde bunlara geniş yer ayıracağız.

Dilimizin en önemli sorunlarından biri TÜRKÇE üzerine övgüler yağdıran bazı dil bilimcilerimizin bu övgülerinde neredeyse tek bir Türkçe sözcük kullanmamalarıdır. Bu elbette çok büyük yanlıştır. Türkçedeki sözcük sayısının azlığı Türkçenin zayıflığı ile değil üstünlüğü ile alakalıdır. İngilizcede 400.000, kimine göre 600.000 sözcük olması zenginlik değil, zayıflıktır. Aşırma sözcüklerle ancak dertlerini anlatabilmektedirler.

Örneğin “Göz, gözlük, gözlükçü” sözcüklerini diğer bütün dillerdeki eş anlamlı sözcüklerle kıyaslayalım bakalım, hangi dil üstün özellikteymiş anlaşılır. İlginç bir örnek vermek gerekirse Türkçe övgüsünde Türkçe sözcük kullanmayan dil araştırmacısı, Türkçenin yabancı sözcük etkisinden arındırılmasını bir zayıflık olarak görme yanlışına da düşmektedir. Bir de verdiği ilginç örneği var; “Türkçenin tarihi devirlerinden bîhaber (habersiz) olanlar bugün kalkıp Türkçenin ne kadar zayıf bir dil olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyorlar. Bizim UFO gören masum köylümüz aman vatandaşımız ise bunlara hemen itibar ediyor.” diye yazmış. Rastlantı bu ya, “UFO gören Masum köylü” tanımlaması sanırım UFO gördüğünü ileri sürmenin saflıkla ilgili olduğunu ve UFO’ların olamayacağını belirtiyor, siz ne dersiniz?

Bir sonraki yazıda “Ufo gerçeği, Yapay zeka ve Türkçe”, “Geleceğin Matematik ve Bilim Dili”, “Genler ve Dil” ve Türkçe zor bir dil mi?” konusunu ele alacağız. Bu yazı çok yoğun kültürel etkilere karşın arı bir Türkçe kullanılmaya çalışarak hazırlanmıştır. Siz de Öz Türkçe kullanın. Dilimize karşı bu ülke insanının yaptığı görgüsüzlüklere de yer vereceğim, artık güler miyiz ağlar mıyız karar sizin. Bu yazıyı okuduğunuz, okuttuğunuz ve Türkçemize “sahip çıkıp” katkı sunduğunuz için teşekkür ederim.

İlgilenenler yazı dizimizin birinci ve ikinci bölümlerini de okuyabilirler.

Erk BİLGİNER

About the author

admin

Add Comment

Click here to post a comment

Kategoriler

Ekemiş Posta Kutunuzda

Arşivimiz

error: Content is protected !!